• Dolar
    7.342
  • Euro
    8.6212
  • G. Altın
    477.51
  • T. Altın
    3278.5

Elazığ Tuhafiyeciler ve Konfeksiyoncular Esnaf Odası Başkanı Mitat Ulaş, Ayasofya’nın tekrar cami olarak hizmet vermesi dolaysıyla açıklama yaptı.

Başkan Ulaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Ayasofya inşa edildiği tarihten itibaren defalarca şahit olduğu yeniden dirilişlerden birini daha yaşadı 1453’te Fatih sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethi sonrası Ayasofya’yı kendi mülküne katmış ve bunu da bir vakıfla destek dedikten sonra bir vakfiye yayınlamıştır bu vakfiyesinde “Camilikten çıkarılırsa ifade ediyorum ki huzurunuzda en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar” demiştir.

“BU KARAR TEK MÜSLÜMAN COĞRAFYASINDA SEVİNÇLE KARŞILANMIŞTIR”

Elazığ Tuhafiyeciler ve Konfeksiyoncular Esnaf Odası Başkanı Mitat Ulaş “Aradan geçen yaklaşık 500 yıl boyunca Ayasofya Camii olarak hizmet vermiştir 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülmüştür. Dün itibari ile Danıştay’ın vermiş olduğu karar ile 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı iptal etmiş ve sayın Cumhurbaşkanımızın yine dün almış olduğu kararla Ayasofya Camii Diyanet’e devredilmiş ve cami olarak aslına dönüştürmüştür.

Sizlerin de bildiği gibi alınan bu karardan itibaren sadece ülkemizde değil dünyada bulunan tüm Müslümanlar tarafından büyük bir sevinçle karşılanmıştır Ayasofya’nın zincirleri kırılmış ve aslına dönmüştür. Bu kararın birçok önemi vardır en önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenlik hakkını kullanmasının en önemli göstergesi oluşudur”.

“İSTANBUL NASIL BİZİM İSE AYASOFYA DA BİZİMDİR”

Başkan Ulaş; “Türkiye cumhuriyeti devleti özellikle son yıllarda gerek ekonomik gerek siyasal ve gerekse diğer alanlarda geleceğini ilgilendiren istikbalini ilgilendiren her kararda sadece millet iradesine güvenmiş ve sadece aziz milletimizin kararı doğrultusunda hareket etmiştir. Alınan Ayasofya kararı da bunun en önemli göstergelerinden biridir. İstanbul nasıl bizim ise Ayasofya da aynı bizimdir ifadesini güçlendirecek şekilde hiç hiçbir etki ve baskı altında kalmadan doğrudan millet iradesinin tecellisi olacak şekilde milli bir karar almıştır. Ayasofya’nın kapalı olması 90 yıldır aziz milletimizin yüreğinde daima bir sızı olarak daima bir keder olarak kalmaya devam etmekteydi. Ayasofya neden bu kadar önemliydi çünkü Ayasofya İstanbul Fethinin simgesidir, Fatih sultan Mehmet han İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’da iki rekat namaz Kılmış ve Ayasofya o andan itibaren camii olarak Müslümanların gönlündeki yerini korumuştur.

Dünden itibaren gerek aziz milletimiz ve gerekse dünyadaki bütün Müslümanlar da büyük bir sevinç ve büyük bir mutluluk uyandıran bu karar maalesef bazı kesimleri rahatsız etmiştir. Bu rahatsızlık ya cehaletin ya da ihanetin bir sonucudur. Genel olarak baktığımızda “zülüm 1453’te başladı” diyenlerin Ayasofya’nın cami olarak açılmasından rahatsız duymaları gayet normaldir, bundan sonra da yüreğinde milli ve manevi hiçbir değeri taşımayanları rahatsız etmeye devam edeceğiz. Ancak bir kesim de İstanbul’da yeterince cami vardı zaten gibi olayın tarihi, milli ve manevi anlamını bilmeden ve değerlendirmeden konuşmaları gerçekten büyük bir bilgi eksikliği ve cehaletin eseridir. Evet, İstanbul ve Anadolu çok güzel camilere sahiptir ancak Ayasofya mana itibari ile diğer camilerimizden farklıdır. Az önce de ifade ettiğim gibi İstanbul’un fethinin bir simgesidir, Ma’nevi değeri yüksektir. Sultanahmet’te ezan okunurken Ayasofya’nın suskun kalması Müslüman yürekleri günde beş defa hüzne boğmuştur ama elhamdülillah alınan bu karardan sonra Ayasofya camiinde ezanın okunması ve sabah ezanının Sultanahmet Camii’ndeki müezzin ile Ayasofya’daki Müezzinin karşılıklı ezan okumaları Müslüman yüreklerimdeki huzuru ve mutluluğu kat ve kat artırmıştır.

Ayasofya Camiinin açılışı ile tarihe önemli bir not düşülmüştür. Ecdadımızın bizlere bıraktığı mirasa sahip çıkılması anlamında büyük bir adım atılmıştır. Türk milletine yakışır bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası camiada onurlu ve şahsiyetli duruşunun, bağımsız ve kararlı duruşunun, egemenlik hakkını kayıtsız ve şartsız kullanmasını ifade etmesi anlamında tarih sayfalarında yerini alacak şekilde çok önemli bir sayfa açılmıştır. Bu karara imza atan sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyoruz Allah binlerce kez razı olsun ve bu süreçte katkısı bulunan herkese teşekkür ediyoruz. Rabbim devletimizi milletimizi birliğimizi beraberliğimizi muhafaza eylesin” ifadelerine yer verdi.