• Dolar
    6.451
  • Euro
    7.1898
  • G. Altın
    338.06
  • T. Altın
    2155.8

Toros Üniversitesi’nde ünlü Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, ’Kanser ve Beslenme’ konulu konferans verdi. Dizdar, 25 yıl öncesine göre kanser hastalıklarında ciddi artışlar olduğunu belirterek, "Bu hastalıkların yükünü açıklamada alkol, sigara, kilo fazlası, hareketsiz yaşam veya genetik dışında bir şey yok. 50 yıldır tıp artık aynı şeyleri söylemiyor, sallıyor. Çünkü onlarda bıktılar" dedi.
Toros Üniversitesi Bahçelievler Kampüsü’nde gerçekleşen konferansa, Rektör Haluk Korkmazyürek, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Burada konuşan Dizdar, sürekli "dengeli beslenelim" diye söylemler duyduğunu söyledi. Bunun bir şey bilinmemekten kaynaklı söylendiğini kaydeden Dizdar, "Yani biraz ondan, biraz ondan yiyeyim de denge olsun. Aslında bir şey bilmiyoruz. Ben uzun süre bize niye beslenme dersi anlatılmadı diye düşünerek geçirdim ama sonunda anladım ki zaten bir şey bilmiyorlar ki ne anlatacaklar. Beslenmeyle ilgili sorunlar ya kıtlık zamanlarında ya büyük savaş sırasında yada uzun yolculuklar zamanında anlaşılıyor. C vitamini çok önemlidir ama biz onu günlük yaşamda fark edemeyiz ama ne zaman ki bir kıtalar arası yolculuğu başlatırsınız o zaman bu vitaminin çok önemli olduğunu anlayabilirsiniz. İnsanlar zanneder ki kendileri rahatlıkla tek başına yaşayacaklardır. Halbuki bir toplumu oluşturan bireylerde, kültürlerde, dinlerde aslında birlikte yaşamak üzerine kurulmuşlardır. Siz onu saflaştırıp, sadece bir şeye götürmeye çalışırsanız o zaman bizim beyaz un dediğimiz şeye dönüşür ve beyaz undan bir şey yapamazsınız. Bir şeye bir şey yapabilmek istiyorsanız onu gerçek halini bulmanız gerekiyor. Tıpta bu betimlemeyi daha ileriye götürmek için yapacağınız şey bir araziye bölecek bir şey bulmanızdır. Yoksa gidin, gidin her taraf arazidir, bir şey göremezsiniz. Bunu bulursanız eğer, ben bunu beslenmeyle buldum" şeklinde konuştu.

"3 temel şeyi okumak gerekir"
Beslenmenin kendisini bir yol ayrımına götürdüğünü kaydeden Dizdar, "Yol ayrımının başlangıç noktası yoğurdun ekşiyip, ekşimemesidir. Sadece bilim okuyarak bir şey yapamazsınız. 3 tane temel şeyi okumanız gerekiyor. Bir tanesi sanat, bir tanesi felsefe, bir tanesi de ilahiyat. Bu üçünü okumazsanız sizden çok derinlikli bir şey olmaz. Eğer bu 3’ünü okursanız o zaman yol ayrımının ne olduğunu fark edersiniz. Mesela yoğurdun ekşimemesini. Kötü olan ben sürekli yoğurt yediğim halde yoğurdun ekşiyemediğini fark ettim. Ben yoğurdu 2 yıla kadar sakladım. Bir ağabeyimizde 9 yıllık var. Önümüzdeki dönemde açacağız ama bir şey olmadığını biliyorum. Sizde benlerinizin çıktığını fark edemezsiniz. Çünkü benler yavaş yavaş çıktıkları için siz sadece onlar çıkmış olduğunu görebilirsiniz. Ara dönemleri insanlar gözleriyle takip edemiyorlar. Siz eğer iç görünüzü artırırsanız bu derinliği yakalarsınız. Derinliği yakalayabilmek için kültür, sanat, felsefe, ilahiyatları bilmeniz gerekiyor. Büyük teknolojilerin, laboratuvarların hiçbir önemi yok. Önemli olan bir şeyi gözlemek, onun farklı olduğunu anlamak ve bunu açıklamaya çalışmaktır" dedi.

"Bilim artık sallıyor"
Büyük insan olmak için bütün bilimler ve ilimlerden faydalanmak gerektiğinin altının çizen Dizdar, "Hastalıklara baktığımızda ben 25 yıl önce bu kadar çok hastalık olmadığını biliyorum. Onkoloji bölümünde o dönemde yıllık kontrol sayımız 3 bin civarında yeni hasta kabulü. Bugün ise 9 bin sayılarına çıktık. Bütün küçük yerler dahil merkezler açıldı çünkü hastalığın yükü artıyor. Bu hastalık yükünü açıklamada alkol, sigara, kilo fazlası, hareketsiz yaşam veya genetik dışında bir şey yok. 50 yıldır tıp aynı şeyi sallıyor söylemiyor artık. Çünkü onlarda bıktılar. Ne yapalım yani hiç mi başka bir şeyin etkisi yok. O zaman şunu görmeye başladım. GDO’lu ürünler. Kanser hastalığının Türkiye’de çıkışı ile Amerika’da çıkışı birbirinden 20-30 yıl gecikmeli gelir. Çünkü biz Amerika’ya tabi yaşıyoruz. Oradaki yöntemleri, cihazları ve kimyasalları kullanıyoruz ama ne zaman 20-30 yıl sonra kullanıyoruz" ifadelerini kullandı.

"40 günde tavuk 20 gramdan, 2,5 kiloya geliyor"
Eskiden bir tavuğun oluşumunun 3-4 ay sürdüğünü dile getiren Dizdar, "Ambalajlı tavuk sanayiye geçtikten sonra 40 günde kesilmeye başlandı. 20 gramdan 2,5 kiloya 40 günde getiriyorlar. Nasıl yaptığını da o dönem araştırdığımda ’antibiyotik kullanılıyor’ dediler. O dönemde antibiyotiğin büyüttüğü ilk defa duydum. O zaman anladım ki benim bildiğimden farklı birşey var. Bu tür tavukların içinde bol bol yumurta çıkıyor. Buda yumurtalık kanserini tetikliyor. Çünkü hayvanlara sürekli yumurtlamaları için durmadan ilaç veriyorlar. Sonuçta hayvan yumurtalık dokusu kansere dönüşmeye başlıyor. Bu hayvanlarda sonuçta aynı yumurtadan çıkıyorlar. Bunlarda insanlara geçebiliyor. Bir hasta ’2,5 aydır tavuk yemiyorum, ayağımın ağrısının yüzde 80’ı geçti’ dedi. Benim için bu dava bitmiştir" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Dizdar, öğrencilerin sorularını yanıtladı.