
Hangimizin iç dünyasında sevgiye muhtaç gizli küçük bir çocuk kalmamıştır ki? Başı okşanmaya ,yüzü tebessüme muhtaç, karşılıksız sevgiye delice susamış, boş bir kucak gördüğünde atlamaya hazır, annesinin sıcacık koynunu özleyen 85 ‘inde kocaman adamlar olsalar dahi küçüklüğünü yaşayamamış nice büyüklerimiz var.
Çoğu kavgalarımızın ve hırçınlıklarımızın,mutsuzluklarımızın işlediğimiz suçların ve çılgınlıkların arkasında çocukluk yıllarımızdan eksik kalmış “sevgi” yoksunluğu yatar.İşin garibi ;hepimiz sevgi isteriz, sevilmeye muhtaçız, fakat biri bizden sevdi istedi mi ,gönül tembelleşir yüz asılır ,atlatmaya bakarız.
TRT’nin “YAŞANMIŞ ÖMÜRLER” belgeselinde 85 yaşındaki yaşlı bir çifti izlemiştim.Çocukluk yıllarında biri annesi biri babasız büyümüşler ,yakınları yükten kurtulmak için yetimi öksüzle evlendirmişler,65 yıllık evli olmalarına rağmen;anne baba sevgisinin ne olduğunu bilmedikleri için, bir ömür boyu o sevgiyi hala aramakta ve ihtiyaç hissettiklerini söylüyorlardı.Ana babası olanlar dahi doyamadıkları veya eksik kalan ana baba sevgisini arayıp bulma telaşındaydılar.
Ailesinde bulamadığı sevgiyi biz öğretmenlerinde bulmak için bizlere “baba” diyen sarılıp göksümüze yaslanan çocuk veya genç yaşta nice öğrencilerimiz var.Bizler onları sevmeye çalışıyoruz ama bu sevgi arayışı boşunadır. Çünkü çocukluk yıllarında anne babalarından bir türlü doyasıya sevgi alamayan bu kişilerin sevgi ihtiyacını tam karşılayabilecek birileri asla karşılarına çıkmayacaktır. Çıksa bile kimse onu anası gibi babası gibi sevemez... Çünkü o sevgi özeldir... O sevgi, “zaman” itibarıyla özeldir... Karşılıksız verilmiş olması itibarıyla özeldir... İhtiyaç duyulduğu an verilebilmesi itibarıyla özeldir...
ÇOCUKLUKTA İNSANA TATTIRILAN SEVGİNİN DEĞERİ,
KARNI AÇ OLAN İNSANA VERİLEN YEMEK GİBİ DEĞERLİDİR!
Çocukluk yıllarında yemeden içmeden daha önemli olan şey çocuğun sevgiye doymasıdır. Bir çocuk için anne sevgisi farklıdır. Doyurucu ve özeldir. Başkalarının sevgisine benzemez. Herkesten yeterince sevgi alsa da bir çocuk, anne sevgisine yine de muhtaçtır. Ve anne sevgisine doyamadan büyümüş bir çocuk, bu ihtiyacını bir ömür boyu sırtında bir yük gibi taşıyacak, kendisini delice sevenler olsa da sevgi ihtiyacını bir türlü doyuramayacaktır.
Çocuk ihtiyaç duyduğu an anne sevgisini alabilmelidir... Yarın değil... Akşam değil... Bugün! Hem de hemen şimdi!
Yine bir belgeselde penguenleri izlerken;annenin teslim ettiği kuluçka yumurtasını, anne 3-4 ay sonra denizden beslenme yapıp dönünceye kadar yavrusunun yumurtasını soğukta günlerce aç ve ayakta bekleyerek koruyan penguen babaları görünce ,insan babası olarak çok mahcup oldum.
Öldürücü fırtına ve soğuklara rağmen O hayvandaki sabra ,fedakarlığa, babalar gibi ı ölümüne inat direnişine hayran kalmıştım.Annenin dönmesini aylarca beklerken ya kendisi veya yavrusu soğuk ve açlıktan ölmesine rağmen O hayvanlardan hiç biri içimizden bazı babalar gibi çocuğuna babalığı reddetmediler.
Canlılar arasında ilgi,bakım ve eğitime uzun süreli ve en çok muhtaç olan insan yavrusudur.Bizim çocuklarımız, özellikle dört yaşına kadarki döneminde annesine öylesine bir muhtaçtır ki ; her gözünü açtığında annesini görebilmesi, korku ile ürktüğü her an annesinden teselli alabilmesi, acıktığında, susadığında annesini karşısında bulabilmesi hayati önem taşımaktadır. Çocuklarımız bu sevgi zenginliği içinde hayata güvenle adım atar.. Çocuktaki güvensizliğin bir nedeni de sevgi eksikliğidir. Annesinden kopuk olarak büyümüş çocuklar hayata güven duyamamakta, etrafına yeterince güven verememektedir. Böylesi çocuklar ileride kendilerinden sevgi bekleyen kişilere karşı da yeterince sevgi verememekteler. Sanki sevgi kanalları kapanmış gibi hem sevgiye aç, hem sevgi de cimri olurlar..
İhtiyaç duyduğunda annesini babasını yanında göremeyen çocuk,önce anne baba sevgisini başkalarından temin etmeye çalışır.Bulsa bile, bu sevgi onu hiçbir zaman anne baba sevgisi gibi doyurmayacaktır. Hele birde aldatılıp sömürüldü mü; al sana davranışı ve kişiliği bozulmuş yıpranmış ailenin ve cemiyetin başına bela bir insan tipi!
Gününü hep ofis ile kreşte geçiren çocuklara yazık oluyor.İşi ve çocukları arasında sıkışan annelere daha yazık oluyor.İki tarafta çok yıpranıyorlar.Eğitim amaçlı kreş ve bakıcıya verilenlerde sorun olmayabilir ama akşama kadar ayrı kalmak zorunda olan çalışan anneler ve çocuğuna yazık!
Çalışan annelerden hiçbiri,çocuklarını kreşe bırakıp işe giderken huzur içerisinde olacağını zannetmiyorum .. Olamaz; çünkü böylesi bir ayrılık anne olmanın doğasına aykırıdır.
O halde anneler çalışmasın mı? Kimileri maddi yetersizlikler bahanesi, kimileri de modern hayatın pembe düşleri, anneleri çalışma hayatına itmekte...
Aslında, bir annenin en mutluluğu, bebeğine annelik yaptığı andır. Hiçbir anne, bebeğini kucağında sallarken aldığı huzuru başka bir yerde bulamaz.
Çocukların annelerine en çok bağımlı olduğu ilk dört yaşına kadar anneler çocuğunu imkanları dahilinde bırakmamalı. Yapamıyorsa da diğer görevlerini nasıl ki aksatamıyorsa, fedakârlık edip telafide bulunuyorsa çocuğunun ilgi ve sevgi ihtiyacını da fedakârlıklarla telafi edip karşılamalıdır.
ALLAHIM ÇALIŞAN ANNELERE İKİNCİ BİR ANNELİK GÜCÜ DAHA VERSİN! AMİN