
Herkes seçim gündemine odaklanmışken, benim siyasetle ilgili bir yazı yazmamam olmazdı tabi. Küçük yaşlardan itibaren, rahmetli babamın her saat başı dinlediği haber ajansları kulağımda siyasetin yer etmesine sebep oldu. Her ne kadar ilgim olmasa da, kulak aşinalığım hep oldu. İyi ki de olmuş. Bugün hiç bir konuya yabancı bakmıyorum. Sabahları basın turu bölümümüzde, siyasi gündemi değerlendirmeye çalıştığım konuklarımla Elazığ'ın beklentileri ve dünya ile Türkiye gündeminden öne çıkan başlıkları konuşmaya çalışıyoruz.
Siyaset zor iş. Her kesimi memnun etmek, herkese hitap edebilmek, hele de ne yapacağınıza karar veremediyseniz ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız. Bence siyasi partilerde, şu an halkın ne tepki vereceğini, pek kestiremiyor artık. Halk her an bir sürpriz yapabilir. Partiler bazında kimin ne yapacağını kestirebiliyoruz ama halkın kafasında olan en büyük sorun iş ve aş. Eskisi gibi ceketimizi koysak seçiliriz söylemleri artık boş.
Dünyanın en iyi siyasi bilgisine sahip olabilirsiniz,
Dünyanın en iyi ekonomik programını hazırlamış olabilirisiniz,
Ama bütün bunları sizi seçecek halka anlatamıyorsanız, anlatmak için çabada sarf etmiyorsanız, yâda bu çalışmalara örgütlenmeler ayak uyduramıyorsa, o parti muhalefet olarak kalmaya mahkûm.
Gerçekten siyaset zor iş.
Söylemleriniz, eylemleriniz, hizmet etmeyi taahhüt ettiğiniz bütün halkı memnun edecek düzeyde olmalı, sadece partilileri memnun etmek hiçbir partiye iktidarı getirmez.
Bir gazete yazısında okumuştum.
Son seçimlerde CHP’li bir arkadaş varoşlarda bir ailenin kapısını çalar, kapıyı açan evin kadınına;
-Kardeşim biz CHP’den geliyoruz. Oyunuzu kömüre, oduna ve pirince satmayın. Bize oy veriniz…
Diyerek oy istemeye başlamıştır. Evin kadını sessizce dinler ve sonra söze başlar;
-Siz bana ne vereceksiniz? Ha de bakayım?
-Biz size dürüst ve demokratik bir yönetim vaat ediyoruz…
Kadın ellerini beline koyar;
-Hanım, hanım bakınız benim kocam sakat. Orada yatıyor, gelirimiz yok ama bize yardım bağlandı. Odun, kömür alamıyordum. Kapıma geliyor. Gıda yardımı geliyor. Yoksa ben açtım aç. Sen açlığı bilirmisin? Duydun mu hanım?
Partili kadıncağız bir şey söyleyemeden oradan sessizce ayrılır, yüreği buruktur. Bir daha seçim çalışmalarına katılmadığını anlatıyordu.
Evet, siyaset zor iş ama en çok da, çareler üretmektir!
Siyasetin birde hep bir geçmişi vardır. Hafızalardan silinmez. Ara sıra yeri gelince, büyüklerimiz anlatırlar. O günler gitsin de gelmesin derler. Hani şu ekmeğin, gazın karneyle alındığı günleri.
İkinci dünya savaşı günlerinde devlet stok yapmaya başlamıştır. Ekmek karneye bağlanır. Her aile karne ile ekmek almaktadır. İnönü bir ilde çocuklar tarafından
-Aç kaldık aç.
Diye tepki görür.
İsmet İnönü çocuklara hitaben;
-Belki biraz aç kaldınız ama babasız kalmadınız diyerek olayı özetler.
İsterseniz yazımızı yüzümüzü gülümseten bir fıkrayla bitirelim. Ve diyelim ki millet. Kimin neyi, ne kadar yapabileceğini iyi biliyor.
Bir mecliste konuşulurken, Amerikalı:
-Biz mars’a gideceğiz, demiş.
Alman:
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız:
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için:
-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş:
-O kadar da enayi değiliz tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz…”