
- “Sayın Valim…”, “Sayın Başkanım…”, “Sayın Vekilim…” , “Sayın Rektörüm…” …vs. diye başlarlar söze!...
- Bir iki referansla oradalardır;
- Efendim bir projemiz var;
- Nedir?
- Falan konuda bir etkinlik düşünüyoruz…
…Yöre musıkimizi, tiyatromuzu, mutfağımızı, halk oyunlarımızı vs…yaşatmak-geliştirmek istiyoruz!...
- Benden ne istiyorsunuz?
- Hiiiç?, sadece manevi desteğinizi!...
- Tamamdır, filan müdürümüzle bir görüşün yardımcı olsun!...
İşte kültür istismarının başlama noktası tam da burası!...
- “Sen kimsin arkadaş” diye soruldu mu?
- “Bu işin ne kadar uzmanısın?” diye soruldu mu?
- “Tahsilin nedir” diye soruldu mu?
-“Ekibin kimdir” diye soruldu mu?
- “Danışmanların kimdir” diye soruldu mu?
- “Temsil kabiliyetin nedir” diye soruldu mu?
- …Uzatın bu soruları uzattığınız kadar…
- Sonuç değişmiyor!…
- Dedik ya bir-iki referansı var;
- Ya siyasetten veya bazı kültürel derneklerin yönetiminde oluşundan vs…
- İşi alıp götürüyor adam…
- Hele de küçük şehirlerde!...
- Eli boş adam mı yok!...
- Canları sıkılıyor!...
- Hoş, boşuna da girmiyorlar bu işe?…
- Sonuç;
- Türk milletinin vergisinden elde edilen milyarlar “Kültür etkinliği” başlığı altında harcanır, harcanır, harcanır…
- Aslında demek istediğim parası değil;
-“Kültür etkinliği” diye gerçekleştirilen birçok organizasyonun aslında tam bir “KÜLTÜR BOZMA ETKİNLİĞİ” olarak karşımıza çıkışı, içimizi yakışı!...
(Eskiden bu işler devlet yönlendirmesine gerek kalmadan dernek ve önderler tarafından yapılabildiği için işin başında hep uzmanlar olmuş. Bu nedenle de çok toparlayıcı-kaynaştırıcı kültür programları yapılmış. Eldeki veriler onu gösteriyor. Şimdi hemşeri dernekleri bile on parçaya bölünmüş, kültüre de siyeset, din, mezhep, meşrep vs. ayrımcılığı sızdığı için…Kapasitesiz kültür simsarlarının böyle ortamlarda devreye girip yetkili zevatı ikna edebilmesi de bu nedenledir zaten).
- Nasıl olsa bizim insanımızda bu gibi programların performansını araştırma huyu da yok;
- Yapılan bir organizasyonun amacına ulaşıp-ulaşmadığı sistemli bir şekilde zaten takip edilmez !
- Başarılı geçmiş ise başaranlar takdir edilmez !
- Başarılı olmadıysa sorumluları için gereken yapılmaz !
…….
- Sonuç olarak, sanatsal ve kültürel organizasyonlarda bile gittikçe daha geçerli olmaya başlayan siyasi referans, yağcılık-yalakalık gibi çağ dışı yöntemler ve son yıllarda “kültür adına” sıkça karşımıza çıkan üzücü ve düşündürücü “GÜYA” KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ…
- O zaman şu soru akla geliyor;
- Böyle kötü programlara destek verenler ve yapanlar neyi amaçlıyor;
- Benim gördüğüm; üst yöneticiler çoğunlukla iyi niyetli olarak yola çıkıyor ama zoru tercih edip doğru kişileri ve uzmanını bulmak yerine kolaya kaçıp bu gibi kapasitesiz kişilerin tuzağına düşüyorlar. Bürokrasiyi ve destekçileri ikna eden bu kültür simsarları ise kültürü istismar ederek kendilerine meşruiyet kazandırıp, emekle ve sanatsal güçle hiç bir zaman gelemeyecekleri mevkilere ulaşıyor ve böylece bu organizasyonların başına oturarak kişisel çıkar ve ihtiraslarını tatmin ediyorlar.
- Bunlarda en ufak bir kültürel anlayış olsa, yaptıkları etkinliklerle kültürel değerlere yaptıkları zararları zaten görürler, üzülürler, vazgeçerler.
- O halde kabahat bunlarda değildir.
-Bunları böyle organizasyonların başına veya içine monte edenlerdedir tüm vebal…
………
- Geçenlerde bir TV’de “Elazığ Kına Gecesi” programı vardı. Bitlis-Muş civarına ait “Kınayı getir aney” türküsüyle Elazığlı gelini oynatıyorlar ve etrafında da damat gezdiriyorlardı…
- Oysa Elazığ’ın “Gelin ağlar yaşın yaşın” diye bir kına türküsü vardır ve kına gecesinde gelinin etrafında damat döndürme diye bir kültürel geleneği de kesinlikle yoktur !...
- Benzeri birçok yanlışlık ve Elazığ’ı temsil etmeyen görüntüler, konuşmalar, yorumlar…
- Üstelik ulusal bir TV’de gösterilen bu program Elazığ’da çekilmiş ve Elazığ Belediyesi’nin bazı yetkililerinin önderliğinde gerçekleşmiştir (Belediye Başkanı’nın bu işten haberi olduğunu sanmıyorum).
- Olay daha çok şöyle gelişir;
- Kendilerine ulaşan televizyoncuyu tanıdıkları bir siyasiye yönlendirirler…
- Yönlendirilen kişi de alır kameramanı arkasına, birkaç çalgıcı ve birkaç müzisyenle başlar çekimi yönlendirmeye…
- Amirlere hoş görünüp kültür adına bir şey yapmış olacak ya !…
- Bilgisi olmadığı halde fırsattan istifade bir de kendini öne çıkarmaya çalışır…
- Alel acele yapar…
- Bir danışman tutmasını bekleyemezsiniz…
- Sanatçılardan ve işin uzmanlarından faydalanmayı aklına getirecek birikimi de yoktur…
- İşte sonuç…
- Ülkemizin her tarafında “kültürü koruma ve yaşatma” adına sürüp giden birçok kalitesiz kültür etkinlikleri, daha doğrusu kültür bozma etkinlikleri…
-TRT’ye bakınız !...
- Koca TRT bile kültürel açıdan baktığınızda eski TRT değil…
- Örneğin eski TRT müzik kayıtları ile şimdikileri kıyaslayın Allah aşkına…
- Kısaca;
- Kültürümüze sahip çıkalım !
- Kültürü siyasi ayrımcılığa ve çıkara kurban etmeyelim !
- Kültürü istismar etmeyelim !
- KÜLTÜRÜNÜ KORUYAN, ÜLKESİNİ VE MİLLETİNİ KORUR !
- KÜLTÜR ŞEMSİYESİ EN BÜYÜK KARDEŞLİK ŞEMSİYESİDİR !