
Ne güzel demiş Orhan gencebay ‘hatasız kul olmaz’
Hata yaptıkça arkasına saklandığımız tek deyiştir çoğu zaman. Ama kesinlikle doğrudur. Öyle ya hatasız kul yoktur. Ne hikmetse yaş geçtikçe hatalarımızın azalacağını düşünürüz, ne yazıkki böyle düşünerek yeniden hayatımızın hatasını yaparız. Her yeni deneyim ve hatadan sonra bundan sonra hata yapmayacağım deriz. Ama ders alırmıyız… Elbette hayır.
Hata denilen şey enteresan bir olgudur..belki çoğumuza mantık dışı gelse bile zaman zaman karar verme aşamalarında belkide en uygun çözüm yolu hata yapmaktır bence..tabiki bedeline katlandığımız sürece…buna çoğu zaman sebep isteklerimizdir..bir şeyi okadar çok isteriz ki adeta gözümüz kararmıştır..ve bunu yapmazsanız asla mutlu olmayacaksınızdır.belkide daha önce aynı hatayı tekrarlamanıza rağmen, yine yaşamın renkleri adına aynı hatayı tekrarlamayı denersiniz.. bazende hatadan başka çare yoktur. Tabi bu hatalar ikinci, üçüncü şahıslara zarar vermiyorsa. Her zaman şahsa özeldir.
Kimi zaman hata yapmak kaçınılmazdır..kendimize olan güvenimizi artırır..her defasında ayağa kalkıp.tozlarımız silkeleyip,yola kaldığımız yerden devam ederiz..ve öyle bir an gelirki hata yapsakta artık yere düşmez oluruz..direncimiz artmıştır..
Tabi yine hatalarımız hayati bir sorun yaratmıyorsa ve o an çözüm üretebileceğimiz kategoriye giriyorsa ‘ucunda ölüm yok ya ‘deyiveririz. Elbette bu vurdumduymaz olduğumuzu göstermez. Hata yapmaktan kim haz alır ki? Her ne kadar duyarsız gözüksenizde, için için kendinizi yersiniz. Ama hayat bir şekilde devam edip, suyun yolunu bulması da gerektir. Hatalardan ders almayı öğrenmezsek, her zaman tekrarlama k olasılığımız olacaktır.
Yazdıklarım hata olgusunu savunur gibi gözükse de aslında konu tamamen olgunlaşmak ile alakalı…Büyümenin, olgunlaşmanın insanlara sağladığı en büyük erdemlerden biri hem kendini hem de diğerlerini tüm hatalarına rağmen keşke’ siz ve çünkü’ süz onaylamaktır. Keşke ve çünkü’ lerden kendini arındırmış, hatalarını kabullenip onlardan ders almasını öğrenmiş olgun bireyler, kendilerini asla başkaları ile kıyaslamazlar…Onlar için her birimizden birer tane vardır. Herkesin bir değeri vardır ve herhangi birinin bir diğerine artı bir değer yüklemesi gerekmemektedir. Böylesine bir olgunluğa erişmiş bir birey ne olup olmadığını ve ne yapıp yapamadığını yeterince öğrenmiştir. Özel insanlardır ama asla mükemmel olduklarını ifade etmezler aksine yaşamları mükemmeli aramakla geçer çoğu zaman. Hatalarını dile getirmekten ve eleştirilmekten rahatsız olmazlar ve hatta kimilerine ters gelecek bir eda ile bu hatalarına gülümseyebilirler bile…Her günü doya doya yaşarlar.Yaşamın renklerinin farkındadırlar aynen kendilerinin farkında oldukları gibi… Hayata ve kendilerine dair yapılacak çok şey olduğuna inanırlar ve asla pes etmezler, hata yapmaya devam etseler de… Sadece sosyal ya da iş hayatlarında değil aşk ve sevgi de bile hata yapmayı göze alırlar. Nice gözyaşları süzülmüş olmasına rağmen yanaklarından, kanasa da yaralar yüreklerinin kuytu köşelerinde yine de kimilerinin ısrarla inanmadığı ve yok dediği aşk adına hiç tereddüt etmeden riske girerler. Denerler, yanılırlar ama bilirler ki bir gün bir yerde gelecektir o beklenen sevgili…Hatalarını ve geçmişi unutmazlar ama onları da yola devam ederken yanlarında götürmezler, bilirler ki geçmişi yaşamak hız kesecektir…Geçmiş, zaman zaman hatırlanmak kaydı ile olduğu yerde durmalıdır. Onlar için yaşam bir yolculuktur…yolda düşüp yaralansalar da…