
Genel geçer doğrular vardır. Ancak bazı toplumlarda doğruların değiştiğini görüyoruz. Bir toplumda çok ayıplanan, duyulmamış, görülmemiş şeyler bir başka toplum için hayatın doğal akışı içinde normal karşılanabilmektedir. Hayatın doğal akışı içinde, doğal karşılanan veya doğal karşılanmayan eylemler birçok faktörden etkilense de; en önemli faktör hayatın nasıl ve ne şekilde doğal aktığının içinde gizlidir. Evet, o toplumdaki hayatın doğal akışı nasıl? Çünkü o toplumdaki insan, gözünü açar açmaz hayatın akışı içinde kendini bulmakta ve genellikle o akıntıda sürüklenmektedir. Eğer farklı bir bilgi ve deneyimi de yok ise toplumun doğru ve genel geçeri; o bireyin de genel geçeridir.
Olayı kaba bir örnekle somutlaştıralım. Son otuz yılda Afganistan’da gözünü açan insan kan, gözyaşı ve barut kokusundan başka bir şey görmemiştir. Barışın, huzurun, güvenin nasıl olduğunu bilmez, bilemez. Bir başka ülke insanı ile aynı tarih diliminde yaşasa dahi hayat çok farklıdır. Bir Amerikalı bir İngiliz’in steril, güvenli, konforlu hayatından habersizdir.
Afganistan veya benzeri birçok coğrafyada hayatın doğal akışı, çatışma üzerine kuruludur. Amerika ile İngiltere de sükunet üzerine kuruludur, o insan kendi toprağında kavga görmemiştir.
Süreçte Afganlı her çocuk kavgayı artık normal karşılar olur. Burada o bireyin anormal olan normalinin değişmesi, bireyden çok genel hayatın değişmesi ile alakalıdır. Bu konuda yöneticilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu dönüşüm ancak tepeden tabana olabilecek bir değişim ve dönüşüm ile mümkündür. Malesef küreselleşen ve küçülen 21. Yüzyıl dünyamızda pek mümkün görünmemektedir.
Neticede farklı akan hayatların bir kısmında hayatlar kaymakta.