Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
Kanal 23 Uyduda!
Kanal 23 Canlı İzle
710 kez okundu
Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Baş
mehmet_sukru_bas@mynet.com
AĞLAMA ÇOCUK!
09 Kasım 2017 14:06

 HASBİHÂL                                                    MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ

                                                                 mehmet_sukru_bas@mynet.com

 

AĞLAMA ÇOCUK!

                                (BİR ULUSUN AĞLADIĞI GÜN)       

         On Kasımlar, bu ülkenin her yerinde olduğu gibi yüreğimizde de matem günüdür. O gün bizim yaslı günümüz, o gün bizim gamlı günümüzdür. 

Çünkü o gün dünya devletlerinin “Hasta adam” olarak kabul ettiği bir devletin yeniden canlanması, canlanmadan öte şaha kalkması ve bir dünyaya tarih dersi, kahramanlık dersi, insanlık dersi veren bir büyük liderin milletini öksüz bıraktığı bir gündür.

         O gün bizim matem günümüz, yas günümüzdür.

                                                     ***

         İşte böyle bir 10 Kasımda güzel yurdumuzun ücra bir köşesinde bir ilköğretimde öğretmen ve öğrencilerin hazırladığı bir piyes köylülerinde davetli olduğu sınıfta hiç olmayan imkânlarla sahneye koyuluyordu.

         Sınıfın bir köşesine konulan bir divanda Atatürk rolündeki, gencecik sınıf öğretmeni boylu boyuna yatıyordu. Senaryo gereği etrafında yaverleri, doktoru, siyaset arkadaşları rolüne bürünen öğretmen ve öğrencileri yer almışlardı.

         Tarih 10 Kasım, saat 08.30’u gösterirken perde açılıyordu.

                                                      ***

          Atatürk’ün milletine olan sevgisi ile dolu bedeni boylu boyuna divanda uzanıyordu. Yanı başında bulunan doktoru ha bire tedavisi için gereken tavsiyelerde bulunuyor ise de Atatürk yanındaki Fevzi ve İsmet Paşalarla ülkenin dâhili ve harici meselelerini konuşuyordu. Hastalığı bütün vücudunu kavuruyor, o bu konuda ne doktorundan ne yanı başında bululanlardan bir istekte bulunmuyordu. Bir ara gözleri yanı başındaki öğretmene kaydı, eliyle kendisine yaklaşmasını istedi. Öğretmen, Atatürk’e yaklaştı. Öğretmene!..

Bak öğretmenim!” dedi kısık bir sesle...

Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti sizin eserlerinizle ilelebet payidar kalacaktır. Onun için bu gençleri eğitiniz. Onlara Cumhuriyetin temel niteliklerini ve de nimetlerini izah ediniz. Onları hurafeden, onları cehaletten, onları karanlık düşüncelerden, onları gaflet ve delaletlerden koruyunuz. Onların ruhunda sönmeyen bir ışık yakınız. Bu ışık etrafınızı öylesine aydınlatsın ki bu ülke asla ve asla bir daha karanlıklar içerisinde kalmasın.” dedi.

                                            ***

         Duvardaki saat sanki garip bir durum varmışçasına çalışmak istemiyordu. Buna rağmen zamanı durdurmak elbette ki mümkün değildi. Yelkovan ve akrep tam dokuzun üzerinde adeta titriyordu.

         Atatürk güçlükle nefes alıyordu.  

         Bir kez daha etrafına bakındı. Etrafındakilere Ben bir ömür boyu milletimi aldatmamakla iftihar ediyorum.” diyebildi.

         Hakikaten o milletini bırakın aldatmayı başına taç yapmıştı. Köylüyü milletin efendisi saymıştı.

         Bu sırada bir öğrencinin hıçkırıklarını duydu. Hıçkırıklara boğulan öğrencinin yanına getirilmesini söyledi. Öğrenci yanına geldiğinde ellerinden tuttu son bir güçle kendine çekti ve ona AĞLAMA ÇOCUK.” dedi.

         Ben sizi ağlatmak için düşmandan kurtarmadım. Ben, bu ülkeyi sizler ağlamayasınız, hür düşünesiniz, hür yaşayasınız diye kurtardım. Ben bu topraklara düşman çizmesi basmasın diye düşmanı denize döktüm. Bu yüzden ağlama çocuk, ağlama. Sen ağlama ki gelecek nesillerde ağlamasın dedi.

         Artık nefes alamıyordu. Bütün gücünü, kuvvetini, enerjisini bu ülkenin kurtuluşuna harcamıştı. Yedi düvelle savaşmış, yetmemiş karanlıklarla cehaletlerle savaşmış, karlar üzerinde yatmıştı, yaralanmıştı, hastalanmıştı. 

         Yeniden yaverine döndü, Saat kaç çocuk.” dedi.

         Yaveri duvardaki saate baktı. Tam dokuzu beş geçiyordu ve saat durmuştu.

         “Dokuzu beş geçiyor paşam.” dediyse de Atatürk bu sözleri duymadı. Sağ elinin işaret parmağı Akdeniz’i gösteriyordu. Mavi gözleri masmavi Akdeniz’e bakar gibiydi.

                                                         ***

         Bu bir piyeste olsa sınıfta bir hıçkırık tufanı koptu. Öğretmeni, öğrencisi, köylüsü hıçkırıklara boğulmuş ağlıyorlardı.

         Atanın ölümü ülkenin her yerinde olduğu gibi o gün bu köyde de bir matem havası oluşturmuştu. Okul bahçesindeki bayrak yarıya indirilmişti. Atatürk “Size ölmeyi emrediyorum!” dediği 250 bin Çanakkale şehitleri, kınalı kuzularını kucaklamak üzereydi. Geride bıraktığı ulusu hıçkırıklara boğulmuştu.

Bir millet ağlıyordu!

                                                

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
31 Ocak 2018 15:26
940 kez okundu
25 Ocak 2018 13:05
356 kez okundu
15 Ocak 2018 13:24
605 kez okundu
28 Aralık 2017 14:55
505 kez okundu
24 Aralık 2017 15:29
346 kez okundu
19 Aralık 2017 01:23
357 kez okundu
04 Aralık 2017 15:54
500 kez okundu
09 Kasım 2017 14:06
710 kez okundu
06 Kasım 2017 13:56
517 kez okundu
01 Kasım 2017 13:23
666 kez okundu
29 Ekim 2017 10:29
655 kez okundu
23 Ekim 2017 23:05
679 kez okundu
İbrahim Taşel - HIRS DENİZİNDE BOĞULMAK
İbrahim Taşel
31 Aralık 2012
YAZARLAR
HAVA DURUMU
ELAZIGELAZIG
BALIKESİR-ELAZIĞ
70 kez görüntülendi
ELAZIĞ-DENİZLİ
117 kez görüntülendi
A.GÜCÜ-ELAZIĞ
219 kez görüntülendi
ELAZIĞ-ESKİŞEHİR
379 kez görüntülendi
M.ANALİZ 23 ŞUBAT
23 kez izlendi
TELEFİNAL DENİZLİ
154 kez izlendi
ELAZIĞ-DENİZLİ
200 kez izlendi
M.ANALİZ K.YAKA
389 kez izlendi
Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
ÇOK OKUNANLAR