
Bir toplumun dönemsel olarak oluşan popüler kültürünü bilmek istiyor isek o döneme söylenen yapacağımız bir projeksiyon ile şarkılara, izlenen dizilere, çocuklara konulan isimlere bakmak en doğrusu olacaktır.
Daha çeyrek asır kadar önce çocuklara konulan Ajda, Jale gibi isimler yıllar içinde unutulup bugün pek az kullanılır hâle geldi. Filiz Akın’lı, Hülya Koçyiğit’li, Cüneyt Arkın’lı ve Ömercik’li filmler unutuldu. Amerikalı bir çiftçi ailenin hayatını anlatan Küçük Ev dizisi yerini yerli ve ne olduğu belli olmayan ve de aslında toplumda pek kabul görmeyen dizilere bıraktı. Ne olduğu belli olmayan, pek kabul görmeyen tabirleri aslında biraz safdilli oldu. Çünkü reytinglerine bakılınca bu dizilerin azımsanmayacak oranda izlendiğini görmekteyiz. Bu dizilerde açık veya gizli pek çok mesajlar verilmekte, genelde de ana tema aldatma ve boşanma üzerine kurulmaktadır. Bu dizilerde aldatmalar ve boşanmalar o kadar yaygın olduğu sanısı veriliyor ki, bu yaşam tarzı doğal bir süreç veya normal tercihler gibi sunulmakta ve toplumdaki o algı da yavaş yavaş oturtulmaktadır.
Toplumu ayakta tutan evlilik, namus veya ahlak gibi kavramların altı sistemli bir şekilde oyulmaktadır. Değer yargıları farklılaştırılmakta birçok değer değersizleştirilmekte, güncel popüler kültürden küçük damlalar önce zihinsel teorilerimizi sonrada pratiklerimizi dejenere ederek değiştirmektedir.
Son yılların karakol ve adliye istatistikleri bunun en güzel ispatıdır. İnsanların değer yargıları aşındıkça anormaller normalin yerine geçmekte, her geçen gün aldatma ve boşanmalar daha bir kanıksanmaktadır.
Her geçen gün sayısı artan TV kanalları yayın özgürlüğünü getirse de, ardında birçok sıkıntıyı da beraberinde getirmektedir. Sağlıklı bir nesil için TRT ve RTÜK’e büyük görevler düşmektedir. Masum zihinlerin korunması ve sağlıklı nesillerin yetişmesi için dönemimizin aynası görsel medyada yayınlarda neyin nereye kadar ve ne ölçüde verileceği ile ilgili tez elden kafa yorulmalıdır.
Kısa insan ömründe arkadan gelen kayıp nesilleri görmek insana ıstırap vermektedir. Bugün artık anne-baba ya da büyüklerin rehberliğinden daha çok vaktin büyük bölümü önünde geçirilen cam ekrana sahip olmak büyük önem arz etmektedir.
Kafaların ve ruhların devrimi o beyaz camda damıtılmaktadır.