
Yazamadığım dönemde okumaya çalıştım. Hepinizden özür dilerim. Ertelediğim, okumak istediğim bir yığın kitabım vardı. Son dönemlerde Naşide Gökbudak hocamın kitaplarını okudum. Hümeyra, Feraye ve Asıl Adı Atiye. Kitaplar benim için başka bir dünyaya girmek demek. Hele bir Elazığ hanımefendisinin kaleminden anlatılan, bir zamanların Elazığ'ını okumak çok heyecan vericiydi. Dizi ve ya film izlerken ağlamışlığım vardı da, kitap okurken inanın ilk kez ağladım Asıl Adı Atiye kitabında. Harput’ta bir konakta başlayan ve sonu hazin bir şekilde, akıl hastanesinde ve en acısı da kimsesizler mezarlığında biten bu hikâye beni çok etkiledi. Naşide hanım ilk kitabını 65 yaşında ve Sıdıka Hanım romanıyla yazmış.. Asıl Adı Atiye ise teyzesinin hazin hayatını kaleme aldığı ikinci kitabı. Kitapları her bitirdiğimde kelime haznem o kadar gelişti ki, keşke yıllar önce bu kitapları yazsaydıda, ben daha önce okuyabilsem ve Türkiye onu, bu sağlam ve akıcı üslubuyla, daha önce tanıyabilseydi. Paylaşım sitesinden aldığım habere göre Hazar Şiir Akşamlarına katılmak üzere Naşide Hanım Elazığ’da olacakmış. İnşallah kendisini radyo programıma davet edip, kitapları üstüne sohbet etmek imkânım olur.
Memleketim insanı boşuna bu kadar duygusal değil.. Daha ne hikayeler barındırır bağrında ..Bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anladım, Elazığ kültürünün bu gün ne kadar yozlaştığını.. O dönemde ailecek ve konu komşuyla Golan Kaplıcalarına yapılan geziyi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında 2 bileziğe alınan Nail bey mahallesindeki bahçeli evin bugün asla alınmayacağını.Ne çok değerimizi kaybetmişiz aslında.!.Bugün Elazığ daha iyi yerlerde olsun diye çırpınışımız bundan..çareler arayıp birlikte hareket edelim dememiz bundan..Elazığ yalnızlığına terk edilmesin diye her fırsatı kollamamız bundan..
6-9 Ekimde Başkentte Elazığ tanıtım günleri vesilesiyle birçok Elazığ’lı Ankara’da buluşacak.
Ankara Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı 2. Başkanı Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu bu organizasyona emeği geçen kişilerden biri. Radyo programı vesilesiyle zaman zaman konuşma fırsatı bulduğum bir Harput beyefendisi, değerli büyüğüm Sayın Kadirhan Sunguroğlu’na ve bu vesileyle organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Elazığ için önem arz eden bütün ürünlerin tanıtılacağı bu etkinliğe yüreği Elazığ sevdasıyla atan bütün hemşerilerimiz destek verecekler eminim.
Son dönemlerde Elazığ’a dair çok etkinlik haberi duyacaksınız. Mesela medar_ı iftiharımız bu sene 19.su yapılacak Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, 16–17–18 Eylül 2011 Tarihinde, İstiklal Marşı Yazarımız Mehmet Akif Ersoy anısına yapılacak. Sahasında, kalıcılığı ve istikrarlı bir şekilde devamlılığı açısından düşünülürse Türkiye’de ve gönül coğrafyamızda tartışmasız önceliği olan, bir edebi şölen, Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, bu yılda tarihi yolculuğuna devam edecek. Şehrimiz bu vesileyle ,Türk Dünyasının efsane isimlerinden,
Mustafa Cemil Kırımoğlu’nu misafir edecek. Ve daha birçok Önemli Devlet Adamları, bürokratlar, siyasiler, akademisyenler, yazarlar, şairler, sanatçılar vs bir bakıma akın edecekler şehrimize..
Bu etkinliklerin hemen sonrasında 26 Eylül -2 Ekim tarihleri arasında üzüm ve orcik festivalimiz var. Bu yıl 2.si düzenlenecek festivalde üzüm yetiştiricileri bir araya gelip ürünlerini sergileyecekler. Muhabirlik yaptığım dönmelerde üzüm ve orcik festivali çekimleri için Pekinik köyüne gitmiştim. Hala hatırımdadır oradaki bu etkinliğin sağladığı güzellikler. Yurtdışından gelen misafirlerin ağırlandığı, festivaller tadına doyulmaz güzel dostluklarda getirmişti beraberinde. Ve tabii ki orciğin ve üzümün tanıtılmasını da.
Bazen yakaladığım büyüklerimle sohbet etmeyi çok severim. Geçenlerde bir arkadaşın kayınvalidesiyle sohbet ettik. Günümüz evliliklerinden konuşurken, gayri ihtiyarı kendinden de anlatıverdi. Kızım dedi benim tek kızım var. Ömrümce kızıma şöyle dua ettim. Allah onada benim kocam gibi bir adamın, onda birini nasip etsin yeter. Neden teyzecim dedim? 28 yıl evli kaldım. Ben bir gün kocamdan incinip ,kırılmadım dedi.Hayretle yüzüne baktım.sanırım günümüz insanında ki sorun buradaydı..uzun yılları birlikte geçirip saygıyı kaybetmemekti ..aynı şehirde aynı havayı soluyor ve biz birbirimize aile diyorsak yapmamız gereken tek şey saygımızı ve sevgimizi kaybetmemek.. En güzeli de festivallerde buluşmak.. Ne dersiniz?