
Kaptan Ömer’i tanımayanınız yoktur. Ömer TOKGÖZ. Elazığ’ın yetiştirdiği Milli futbolculardan birisidir. Yıllarca Türkiye birinci ilginde top koşturmuş, ay yıldızlı formayı şerefle taşımıştır. Beyefendiliği ve mütevazılığı ile tebarüz etmiştir. Ayrıca yazılarımızın da müdavimidir. Elazığ ziyaretimizde kendisi ile EFTUD ta hem muhabbet ettik, hem de güzel bir tepsi götürdük. Konuşmalar arasında Kaptan Ömer eski arkadaşlıklardan bahsedip, bu konuyu da dile getirmemizi istedi. Emrin olur Kaptan dedik…. Arkadaşlık şimdi de var. Ancak o samimiyet, bağlılık o güzel heyecanlar kalmadı. Mahalle arkadaşlığı, Okul yani sınıf arkadaşlığı ve en önemlisi de Asker arkadaşlığı. Asker arkadaşlığı kardeşle eş tutulurdu. Kilometrelerce uzaktan ziyarete gidilir. Düğünde, dernekte, tasada, yasta bir arada olunurdu. Bir konu açıldığında ”O benim asker arkadaşımdı “ diyerek övünülürdü. Bizim de, kısa dönem yapmamıza rağmen, Asker arkadaşlarımız oldu elbette. Şimdi oturup avcı hikâyeleri gibi anlatacak halimiz yok, Millet güler. Altı üstü 4 ay yapmışsınız neyini anlatıyorsunuz? Der. Lakin bir arkadaşımız vardı ki, sonradan şöhret oldu. O zaman ne olacağını nereden bilelim. Ziraat Bankasında müfettişti. Dört ay birlikte olduk. Bize Baba Yusuf derdi. Sağ olsun iyi bir arkadaşımızdı. Sonradan bir Bankanın Genel Müdürü oldu. Derken bir de baktık Bakan olmuş. Hatta İktidar partisinin Genel Başkan yardımcısı. Çanakkale’ye Bakan olarak geldiğinde görüştük. Başta tanımadı. Yıllar geçmiş. Kiloları almışız. Sonra kendimizi tanıtınca sarıldı. Alçak gönüllü birisiydi zaten. Allah işini rast getirsin.Merak ettiniz değil mi? kim diye.Sizleri merakta koymayalım.Ufuk Söylemez..
MAHALLE ARKADAŞLIĞI
Mahalle arkadaşlıkları, aynı çatı altında yaşayan aileler gibiydi. Arada sırada kavga edilse de, küslük mendil kuruyuncaya kadar sürerdi. Aynı sofrayı paylaşır. Hatta bazen giyecekleri bile ortak kullanırdık. Ana babalarımız bizleri yemeğe çağırdıklarında, muhakkak onları da isterlerdi. Kavgaya gittiğimizde ise birlikte gider, ağzımız burnumuz kırılmış vaziyette dönerdik. Birbirimizin yoldaşı, sırdaşı idik. Her yaptığımız işi paylaşırdık. Arkadaşlarımız da ser verip sır vermezlerdi. Şimdikiler gibi boşboğaz değillerdi. Sopa bile yeseler arkadaşlarını ifşa etmezlerdi. Bazen bir suçu üzerlerine bile aldıkları olurdu. Bir ekmeği pay ederdik. Başta da dedik ya. Kavga da etsek arkadaşlığımız bozulmazdı. Mahalle arkadaşlığı ortak hareket eden bir ekip gibiydi. Sevinçte, tasada ve kıvançta bir ve birlik olunurdu. Meyve çalmaya bile gitsek birlikte giderdik. Bekçiden sopayı birlikte yerdik. Eğer arkadaşımızı Bekçi yakalamışsa, bekçiyi taşlar arkadaşımızı kurtarırdık.Öyle bırakıp gelmek yoktu kitabımızda..Arkadaşlarımızın cenazesi, düğünü olduğunda gece gündüz demeden koştururduk.Hey gidi günler heyy.Nerede kaldı o eski dostluklar, arkadaşlıklar.Okul, sınıf arkadaşlıkları da aynı böyleydi.
TAKIM ARKADAŞLIĞI
Önemli arkadaşlıklardan birisi de Takım arkadaşlığıydı. Bizler futbol ailesinin unsurlarıydık. Beraber futbol oynadığımız arkadaşlarımız bizim canımız ciğerimizdi. Gazi caddesinde bile gezerken toplu olarak gezerdik. Hiç unutmayız. Yine bir gün Mastarspor’lu arkadaşlarımızla grup halinde gezerken, bir tanıdığa rast geldik. Dedi ki, ”Uzakta kalabalık olarak yürüyen gurubu görünce bunlar Mastarsporlular’dır dedim. Doğru çıktı” İşte böyleydi. Ekip anlayışı. Zaten o zamanki başarılarımızı da buna borçluyuz. Şimdiki yeni yetmeler arkadaşlıktan, dostluktan, ahbaplıktan bi-haberler.
Mübarek Kurban Bayramınızı kutluyor hayırlara vesile olmasını Yüce yaratandan niyaz ediyoruz. Van’daki depremde hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allahtan(c.c) rahmet, yararlılara acil şifalar diliyoruz. Allah(c.c) yar ve yardımcınız olsun. Allah’a(c.c) emanet olunuz.