
Eski günlerin tadı bir başka olduğu gibi, eski filmlerin de başka bir lezzeti vardı. Yıllar geçti hala Kemal Sunalın filmleri rağbet görüyor.Herkes ”Eski sinema filmlerinde asalet vardı” diye yakınıyor.Pek, niçin böyle düşündüklerini tahmin edebiliyor musunuz?...
TV dizileri gırla gidiyor.Üç milyon baloncuk gibi, dizilerin haddi hesabı yok.Lakin insanları tatmin etmiyor.Yeni teknolojilerle donatılan bu eserler vatandaş nezdinde kabul görmüyor.Saman alevi gibi gelip geçiyor.Belki insanlar bu aptal kutusunun başından ayrılmıyor amma, bir şey de anlamıyor.Niye mi?.Anlatalım.Türkan Şoray’lı,Ayhan Işıklı,Sadri Alışık’lı, Hülya Koçyiğitli,Ediz Hunlu filmlerin tadına doyum olmazdı.Çünkü her şey olması gerektiği gibi cereyan ediyordu.Natüreldi.Bizim neslin alıştığı gibi..O zamanki filmlerde lezbiyenlik ve nonoşluk yoktu.Erkekler erkek gibi, kadınlar da kadın gibiydi.Arada sırada Sadri Alışık ve Kemal Sunal ,kadın kılığına girerlerdi ama, harbiden yumuşakgiller olmazdı.Çarpık ilişkiler görülmezdi.Fatmagül ün suçu filan yoktu.Bilmem kimine kolyesi, nalını, şöhret olup dükkanlarda satılmazdı.Mahallenin kasabı, manavı fırıncısı terzisi vardı.Film icabı da olsa,et kasaptan ,meyve sebze manavdan, ekmek de fırından alınırdı.Şimdiki gibi süper markete gidip toptan alınmazdı.Çünkü günlük yaşantımız böyleydi.Haliyle bu yaşantı filmlere de yansıtılırdı.
HEY GİDİ GÜNLER!
O zaman fast foodlar, market zincirleri, hyper, süper marketler yoktu. Bizim bakkal amcalarımız vardı. Bir sinemada on film birden oynamazdı. Taş çatlasa iki film oynanırdı. Bazen de otuz iki kısım tekmili birden diye de afişler asılırdı. Yine bizim zamanımızda Kasaplar Et, manavlar sebze, sigaracılar da sigara satarlardı. Ve belki de en önemlisi, Eczaneler yalnızca ilaç satarlardı. Terlik, şampuan, deniz malzemeleri satmazlardı. Gömlek almak için gömlekçiye gidilirdi. Arabalar, İngiliz, alman Amerikan arabalarıydı. Kore malı, Çin malı arabalar bulunmazdı. Sonradan Anadol ve Hacı Murat hayatımıza girdi… Erkeklerin küpesi olmazdı.Burun halkası da yoktu.Bizim bildiğimiz, yaramaz olan boğaların burnuna takılırdı halkalar.Kızların kıçı başı açık olmazdı.Sokakta dolaşanın elinde bir su şişesi ya da sırtında heybesi yoktu.Sigar içenler parmakla gösterilirdi.Hele genç kızlar ağızlarına bile sürmezlerdi.En mühimi de cep telefonu denilen illet yoktu.Kredi kartı hayatımıza girmemişti..Gazete satıcılarında en fazla 8-10 gazete üç beş mecmua vardı.Mesela Hayat mecmuası.Ses dergisi gibi.Kahve içmek isteyenler,kahveye girip çayını kahvesini içiyorlardı.Öyle bu günkü gibi bir kahve için çuval dolusu para vermiyorlardı.İnsanlar birbirlerinin ne dediğini anlayabiliyorlardı.Bebem, nbr, moruk,gibi uydurup konuşmuyorlardı.Çalan müzikler öyle zangur, zungur değildi.Kadınlar kızlar sıfır beden olmak için ölüm orucuna girmezlerdi.Hormonsuz , taze gıda maddeleri her dükkanda bulunabiliyordu. Sokaklarda kulaklarında teller sarkan, yürürken kendi kendine konuşan, deli gibi gülen insanlar dolaşmazdı. Kimse televizyonun içine girmez, hayatını dizilere göre düzenlemezdi. Her vilayette bin tane bar, kafe olmazdı. Hele diplomalı işsiz asla yoktu. Üniversite mezunları bir ay içinde işe girerlerdi.
Eski günleri özlememek mümkün mü?.Yeni yetmeler belki bu günkü hallerinden memnudurlar.Canları sağ olsun.Eskiden uzaktan kumanda aleti yoktu dediğimizde,”Amma cahil adamlar””diye yüzümüze aval, aval bakıp,”Deli mi bunlar?” diyen bu gençlere, hangi birini anlatalım ki?
Allah(c.c) yar ve yardımcınız olsun. Allah’a(c.c) emanet olunuz.