
İçinde bulunduğu maddi krize rağmen, ligin üçte birlik kısmını lider olarak geride bırakan kaç tane kulüp var acaba?
Ha bu gün tökezler, ha yarın tökezler diye bekleyenler…
Krizi aşmak adına hayali olarak futbolcu pazarlayanlar…
Arif’in yokluğunda Elazığspor bu hafta puan kaybeder diyenler…
Benzeri senaryolara rağmen Elazığspor genel averajla liderliğini sürdürüyor.
Belki de Üniversitelere tez konusu olup araştırılması gereken bu yükseliş hikayesinin izah edilebilir tek açıklaması, Futbolcuların özverili davranışları olsa gerek.
Osman ÖZKÖYLÜ’nün sezon başında oluşturmuş olduğu kadro, Hüsnü ÖZKARA’nın da itiraz edemeyeceği kalitede olduğu için, sahada pek sıkıntı yaşanmıyor ve normal şartlar altında da yaşanmayacak.
Normal şartlar diyorum, çünkü Futbolcunun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan maddi kazancın gerçekleşmemesi anormal bir durum.
Aslında Türkiye liglerinde bir çok kulübün, Futbolcusunun parasını ödemekte zorluk çektiğini biliyoruz.
Maddi yönden görevini yerine getiremeyen bu kulüplerin sportif yönden başarılı olamaması normal bir sonuç.
Anormal olan para alınamadığı halde başarılı olunması.
Belirli bir noktaya kadar bu başarı sürebilir.
Ama bunun sezon sonuna kadar sürmesini beklemek hayalcilikten başka bir şey olmaz.
2010 – 2011 Sezonu'nda ilk haftaları ligin zirvesinde tamamlayan Denizlispor’un maddi krizi aşamadığı için ilk 12 hafta dayanabilmiş, daha sonra uzun bir süre galibiyet elde edememiş, aldığı beraberliklere rağmen hızlı bir düşüşe geçmişti.
Sezon sonunda da bırakın şampiyonluğu, Play-Off’a bile kalamamıştı.
Hatta ilk haftalarda aldığı puanlar olmasa belki de küme düşmüş olacaktı.
Elazığspor kadro olarak bu ligin en kaliteli kadrolarından birisine sahip.
Bir çok kulübün hocası bench’de oturan futbolcusuna güvenmezken, Elazığspor'un hocaları zengin bir kulübeye de sahip.
Kale arkasında ısınırken müsabaka izlemek zorunda kalan Futbolcular da en az sahadakiler kadar kaliteli.
Ancak futbol’un kuralı gereği, oynayacak oyuncu sayısı 11 ile sınırlı olduğu için kenarda kalıyorlar.
Ama hiç sıkıntı çıkartmıyorlar.
Elazığspor galip geldiği zaman, en az sahadakiler kadar mutlu oluyorlar.
Elazığspor'un puan kaybında da sahadakilerden belki de çok fazla üzülüyorlar.
Futbolcular sahada ter akıtırken, aileleri de tribünde taraftarlık görevini en iyi şekilde yerine getiriyorlar.
Futbolcuların değerli eşlerinin tribünde yaşadıkları heyecanı herkesin görüp örnek alması lazım.
Her gün sermayeden yemelerine rağmen as-yedek ayrımı yapmadan bütün Futbolcular ve aileleri takım olarak birbirine kenetlenmiş olmalı ki, bu başarı da buradan kaynaklanıyor.
Etrafta çıkan “Elazığsporlu Futbolcular devre arasında gidecek kulüp arıyor” söylentilerinin doğruluğuna ihtimal vermiyorum.
Ancak onların da hayatlarını devam ettirebilmek için belirli bir gelire ihtiyacı var.
Hiçbirisi babasının hayrına Elazığ’da yaşayıp, burada top koşturmuyor.
Eğer verilen sözler yerine getirilmezse, korkarım mevcut yönetimin, kulübü borçlandırıp giden yönetimlerden farkı kalmayacak.
Maddi sıkıntının söylemi bile, Osman ÖZKÖYLÜ’yü Elazığspor'dan uzaklaştırdı.
İnşallah bu sıkıntı başka uzaklaşmalara sebep olmaz.