
Rahmetli Ninemin bir sözüyle yazıma başlamak istiyorum ; "Ya ölem ki bilesiniz,ya da gidem ki bilesiniz!.." Rahmetli bu sözü çok sık söylerdi.Rauf Denktaş'ın vefatı bana bu sözü bir defa daha hatırlattı.
Evet,idealist ve mücadeleci bir Türk büyüğünü kaybettik.Hayatı destansı bir mücadele ile geçmiş değerli bir devlet adamıydı.Kendisiyle iki defa görüşme imkânım oldu.Siz değerli okurlarımızın da bildiği gibi Elazığ'a iki sefer gelmişti. Elazığ kadirşinas bir şehirdir.O büyük devlet adamını iki defa konuk etti. Ayrıca Elazığ ona ilk defa 1. Türk Dünyası Hizmet Ödülü'nü verdi. Yani yaşarken onun değerini takdir etmiş oldu!.. Bu bana göre çok önemli.Türk Dünyasına kişilerin yapmış olduğu hizmetler anlamında ilk ödülü Elazığ'dan Rauf Denktaş aldı. Dedim ya,onun hayatı destansı bir mücadele ile geçmiştir!
Ne yazık ki bir zaman sonra hükümetimiz tarafından Kıbrıs sorununun önündeki engel olarak görüldü! Ve onun açısından baktığımızda ise bu görüş Rahmetli Denktaş için kahrediciydi! O,Rumları çok iyi tanıyan biriydi...Ama son yıllarda ona itibar edilmedi! Kıbrıs sorununu Denktaş'sız bir şekilde çözmek istediler! Türk hükümeti Kıbrıs'ın ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la işbirliği yaparak Kıbrıs sorununu çözmeye çalıştı!
Masanın bir tarafında Rum kesiminin Cumhurbaşkanı Hıristofyas,diğer yanında Kıbrıs Türk kesiminin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat yer aldılar! Evet,ikiside eski marksistlerden yani komünistlerdendi! Yani marksist deyimle yoldaştılar! Ama "yoldaş" olmalarına rağmen Kıbrıs sorununu çözemediler!.. Rumları çok iyi tanıyan Rahmetli Rauf Denktaş her geçen gün dahada haklı çıkmaya başladı!
Annan plânı safhasını anlatmayacağım,o ayrı bir rezalet!..Annan plânını savunan Türk hükümeti ve Mehmet Ali Talat,bu plâna karşı çıkan ise Rauf Denktaş'dı! Bu konuda yapılan referandum adadaki Türkleri ikiye böldü. Rauf Denktaş hedef alınarak Ada'da sürekli Türk düşmanlığı işlendi! Belli bir kesim artık herşeyi alenen söylemeye başladı. Kan vererek adayı Rum zulmünden kurtaran Türk askeri için "Adadan defol" pankartları asıldı! Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bayrakları yerine, eski Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağını ellerinde taşıdılar! Kıbrıs TV'lerinde belli bir kesim Türkiye Cumhuriyeti'ne sömürgeci,faşist damgası vurmaya başladı! Artık bardak taşmıştı.Kıbrıs'ın bu duruma gelmesine Tayyip Erdoğan bile kızmaya başlamıştı! Çözüm adına izlenen yanlış politika sorunu çözmediği gibi Kıbrıs Türk halkını da ikiye böldü!
Rauf Denktaş hep haklı çıktı.Onu haklı çıkaran Rum kesimini iyi tanıması ve ondaki büyük devlet tecrübesiydi. Bunu bilmeyenler şimdi ebedi aleme göçen Rauf Denktaş'a günah çıkarıyorlar! Evet,günah çıkarıyorlar! Onun için yazıma yukarda Rahmetli Ninemin sözüyle başlamak istedim. "Ya ölem ki bilesiniz,ya da gidem ki bilesiniz!.."
Düne kadar babasından ayrı düşünen oğlu Serdar Denktaş bile şimdi,"Babamın bana bıraktığı en büyük miras "Denktaş" soyadıdır" demeye başladı!
O Türk büyüğü ile ilgili daha bir çok gözlemlerim var.Bu sayfada hepsini anlatmak mümkün değil. Ben evimin baş köşesine onunla Elazığ'a geldiğinde baş başa sohbetimizi görüntüleyen bir resmini asmışım. O hep evimin baş köşesinde kalacaktır!
Dün büyük devlet adamı Rauf Denktaş'ın cenazesi toprağa verildi. Hakkettiği gibi ona bir devlet töreni düzenlendi. Bu güne kadar biraraya gelmeyen Kıbrıslı muhalifler bile dün onun cenazesinde hep biraradaydılar! Onlarında büyük bir kısmı şimdi Denktaş'ın büyüklüğünü anlamışa benziyor! İnşallah dün onu Kıbrıs sorununda çözümsüz görenler,engel görenler anlamışlardır!
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucu Cumhurbaşkanı,büyük mücadele adamı,hayatı destanlaşan büyük devlet adamı Sayın Rauf Denktaş,sana Yüce Rab'bim'den rahmet diliyorum...Türk Dünyası'nın başı sağolsun!..
ŞÜKRÜ BAŞ'IN "SARIKAMIŞ'TA O GECE" ŞİİRİ KLİP OLDU !
Uzun bir zamandır ihmal ettiğim bir konu vardı; değerli dostum Şükrü Baş'ın Sarıkamış üzerine yazdığı güzel bir şiirini ele almayı düşünüyordum.Kısmet bu güneymiş.Bu değerli şair ve yazar arkadaşımın Sarıkamış faciasına olan duygusu sanıyorum bizlerden biraz daha farklıdır!..Gerçi Sarıkamış hepimizin içinde bir acı hikâyedir.Ama Şükrü Baş için çok daha farklı.Çünkü Rahmetli Dedesi Sarıkamış Gazilerindendir! Osmanlı'nın üç cephede savaştığı yıllarda tam 9 yıl askerlik yapmış,iki bacağıyla gittiği askerlikten tek bacağıyla dönmüştür! Lotoğlu Yakup Ağa 9 yıllık askerlikten sonra bir gece vakti köye geldiğinde kendisini eşi bile tanıyamamıştır!
Şükrü Baş'ın anlatımına göre Lotoğlu Yakup Ağa zaman zaman Şükrü Baş'a savaş hatıralarını anlatırmış. Kardeşiyle aynı cephede savaşan Yakup Ağa kardeşinin şehitlik haberini ancak iki gün sonra öğrenebilmiş!
Ben sizlere Şükrü Baş'ın Sarıkamış şiirinden bahsedecektim; bu şiir Şebnen Kısaparmak'ın da seslendirdiği bir sarıkamış klibinde yer alıyor...TRT sanatçısı Doç.Dr.Burhan Tarlabaşı'nın müzik uyarlamasını yaptığı bu klibi Sarıkamış Şehitleri Gönüllüleri Derneği Başkanı Prof. Dr.Birgür Sönmez klipleştirmiştir. Bu klip içerisinde Şebnem Kısaparmak'ın okuduğu şiir çok değerli Şükrü Baş kardeşime aittir.Bu klibi gogoole'de yazarsanız bulup izleyebilirsiniz.Duygu yüklü bir şiir...Şükrü Baş'ı yürekten kutluyorum.Özellikle Birgür Sönmez ve Eğin'li (Kemaliye'li) büyük musiki ustası Burhan Tarlabaşı'nı da yürekten kutluyorum.Bu şiir klibi çok daha etkili hale getirmiştir.
Şükrü Baş'ın bu duygulu şiirini siz değerli okuyucularıma aşağıda sunmak istiyorum.Klibini ise mutlaka izleyin diyorum!
SARIKAMIŞ'TA O GECE
Dedem anlatıyordu,ak saçlı Gâzi Dedem,
Sarıkamış'ta gâzi,Rusya'da esir Dedem;
Derdi; "Oğul,sarıkamış neresi bilirmisin?
Ölüm kalım savaşı nicedir bilirmisin?
Yıl 1914,22 Aralık,
Sırtımızda bir yazlık,ayağımızda çarık!
Tahin yok,taam yok,ot bulsak ot yiyeceğiz!
Her dudakta bir tevhit,inandık öleceğiz!..
120 bin Mehmet,120 bin çıplak nefer!
Karşıda Rus askeri,arkada Ermeniler!
Acımasız bir kış bu,dünya dondu donacak!
Ne bilsin Mehmet,bu yer ona mezar olacak!..
Kelime-i şahadet,dudaklarda son hece,
Akıl dondu,fikir dondu bu nasıl bir gece!..
O gece sabaha kadar kar yağdı da yağdı!
120 bin mehmetten 30 bin ancak sağdı!
Sabah Ezanı...o gün bir Harputlu okudu
Tabiat ilmik ilmik kardan kefen dokudu!..
Kalanlar hep bir ağızdan,getirdiler Tekbir!
Kar altında kaldı 90 bin kimsesiz kâbir.
Bu namaz meleklerin kıldığı bir namazdı
Şehitlik mertebesi onlarda birer hazdı!
Kalanlarda sakattı,yarım adam oldular
Onlar ki bölük bölük Rus'a esir oldular!
Kangren olmuştu dizim,acımadan kestiler,
Götürdüler Rusya'ya orda esir ettiler!..
İşte o zaman dedim,keşke bende ölseydim!..
Bunca yıl esareti yaşayıp görmeseydim!..
Ne olurdu o gün Mustafa Kemal olaydı
Allahuekber dağlarından güneş gibi doğaydı!
Boş yere demediler oğul ona Atatürk,
O büyük asker,o dahi,o en büyük Türk!..
ŞÜKRÜ BAŞ