ABD’nin Denktaş’ı tehdidi ve büyük dava adamından unutulmayacaklar
Şüphesiz Rauf Denktaş Merhum’dan, unutulmayacak pek çok olay vardır.
Onun Kıbrıs davasında bir ömür süren, İslam ve Türk düşmanlarıyla mücadelesinden ders alınacak, Müslüman Türk milletinin yarınlarına ışık tutacak, ibret dolu pek çok hadise vardır.
Ama biz ilk anda hatırlayabildiğimiz birkaç olayı naklediverelim:
ABD’DEN DENKTAŞ’A: “ALTINIZDAKİ TABANI ÇEKİP ALACAĞIZ”
KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Rahmetlik, sadece Kıbrıs’ın bir Rum ve Yunan adası haline getirilmesi emelleri karşısında değil, ABD’nin ve AB’nin Ada’daki hedef ve stratejileri karşısında da en büyük engellerden ve hedeflerden birisiydi.
Bu yüzden Amerika ve Avrupa Birliği, onu alaşağı edebilmek için yoğun bir soğuk savaş gerçekleştirilmişti.
KKTC’den Gazeteci Yazar İsmail Volkan, ABD’nin AB ile birlikte gerçekleştirdiği Rauf Denktaş’a karşı savaşta onu nasıl tehdit ettiğini de şöyle anlatmıştır:
“20 yıl içinde tam 600 milyon dolar KKTC içindeki psikolojik harekat, örgütlenme ve beyin yıkama operasyonları için harcandı. Beyin yıkama ve örgütlenme faaliyetlerini ifşa eden en önemli itiraf, Yenidüzen gazetesi yazarlarından CTP’li Sevgül Uludağ’dan gelmiştir. Uludağ, 16 Temmuz 2001’de CTP yayın organı Yenidüzen’de yayınlanan ifşaatında “Bizi 30 kişi olarak Amerikalılar eğitti. Biz de 3000 kişiyi eğittik, 10 bin kişiyi harekete geçirdik, 100 bin kişiyi etkiledik” demiştir. Bu eğitimlerde o derece ileri gidilmiştir ki workshoplara çağrılma yaşı 15-16’ya kadar düşürülmüştür. Fulbright Vakfı, her yıl ABD’de düzenlediği iki toplumlu yaz kamplarında yüzlerce liseli gencin beynine uyduruk “Kıbrıslılık” bilinci aşılamaya devam etmiştir. ABD’de başlatılan bu çalışmalar, grup grup her ayın belli bir gününde Pile’de dış güçlerce kiralanan “Kıbrıs Evi”nde sürdürülmüş ve gençlik, göz göre göre Türk kimliğinden koparılmıştır. Bu çalışmalardan cesaret alan ABD Büyükelçisi, Cumhurbaşkanı Denktaş’a, 2000 yılı içinde “şu anda 3 bin kişiyiz, 10 bin kişiye ulaştığımız anda altınızdaki tabanı çekip almış olacağız” diyebilmiştir. Son olarak ABD Elçisi Klosson son 20 yılda bu amaçla 300 milyon dolar harcadıklarını itiraf etmiştir. Son 20 yılda AB da aynı miktarda parayı KKTC’ye yönelik psikolojik savaş için harcamıştır.” (1)
Bilindiği üzere Rauf Denktaş merhum böylesine soğuk savaş yöntemleriyle indirilmiştir. Ama o KKTC’deki fiil görevinden sonra da durmamış, Kıbrıs Türkü’nün varlık ve beka davasında mücadelesine, Müslüman Türk milletini uyaran konferanslarıyla, yazılarıyla ve kitaplarıyla hayatının sonuna kadar devam etmiştir.
Rauf Denktaş’ı, soğuk savaş harekatıyla alaşağı eden güçler, Kıbrıs’ta oynadıkları oyunların aynısını bugün Türkiye’de ve İslam coğrafyasında oynuyorlar. Müslüman Türk milleti ve İslam dünyasının bu savaşa dur diyebilmek için Denktaş merhumun bir ömür boyu yılmak bilmeyen mücadelesinden alacağı çok dersler vardır.
***
“GENÇLERİN HIRİSTİYANLIK ANLAYIŞLARINA MEYLETMESİNDEN HEPİMİZ SORUMLUYUZ”
Rauf Denktaş, Cumhurbaşkanı olduğu sıralarda 9 Nisan 2004 tarihinde Star Televizyonunda konuk olduğu, Gazeteci Yazar Hulki Cevizoğlu’nun “Ceviz Kabuğu Programı”nda Kuzey Kıbrıs Türk kesiminde boynuna haç kolye takmış gençlerin bulunduğunu söylemişti. Bir genç kıza “Niçin boynuna haç kolye takıyorsun? O Hıristiyanların bir sembolü. Sen müslüman değil misin?” diye sorduğunu, cevap olarak “Galiba müslümanım.” karşılığını aldığını nakletmişti. Türk toplumunun genç kuşaklarının inançlarını, hayat görüşlerini ve düşüncelerini değiştirebilmek için yoğun sinsi bir faaliyetin gerçekleştirildiğini ifade eden Denktaş, bu yabancı kaynaklı operasyonun geç farkına vardıklarını, farkına vardıklarında ise, iş işten geçmiş olduğunu söylemişti. KKTC Cumhurbaşkanı genç nesillerdeki bu değişimden dolayı herkesin sorumlu olduğunu, kendisinin de sorumlu bulunduğunu itiraf etmişti.
Nitekim Müslüman Türk milletinin gençlerine sahip olmayı ve yol göstermeyi amaçlayan çalışmalar yapmış kitaplar yayınlamıştır. “Gençlerle Başbaşa”, “Gençlere Öğütler”, “Yarınlar İçin”, “İmtihan Dünyası” ve “Saadet Sırları” kitapları bunlardandır.
***
DENKTAŞ’IN ANLATTIĞI BARIŞ HAREKATI’NDA TÜRK ORDUSUNU KORUYAN MELEKLER!
Rauf Denktaş Rahmetli, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın bir yıldönümünde bir televizyon kanalında yapılan Kıbrıs’la ilgili bir programda, Harekat’la ilgili ilginç bir olay nakletmişti. (2)
Okuyucularımızdan izleyenler ve seyredenler şüphesiz hatırlayacaklardır:
Barış Harekatı’nın başladığı 20 Temmuz 1974 günü sabahının erken saatlerinde Kıbrıs semalarını inleten Türk uçaklarından Türk Silahlı Kuvvetlerinin paraşütçü birlikleri Erenköy’e inerken, çok yakında dikine yükselen Beşparmak Dağ¬larında mevzilenmiş bulunan Yunanlılardan ve Rumlardan yo¬ğun bir ateş saldırısı başlamıştı.
Müthiş bir mermi bulutu ile Türk paraşütçü birliklerini havada vurmağa ve avlamaya çalışıyorlardı.
Ama, Türk askeri Yunan ve Rum askerlerinin bu saldırılarına rağmen arza inmeyi başarabilmişti.
Türk ordusunu karşılamaya koşan kalabalığın en önünde yer alan Rauf Denktaş ve beraberindekiler Mehmetçiklere:
-Hoş geldiniz aslanlarım! Diyerek gözyaşlarıyla sarılmışlar, öpmüşler, kucaklamışlardı.
Bu tarif edilemez, müthiş bir manzaraydı. Senelerden beri zulüm altında inleyen ve var olma mücadelesi veren Mazlum Kıb¬rıs Türklerinin hasretle ve umutla bekle¬diği bir andı.
Denktaş, tam bu sırada Türk birliğinin komutanına bir soru sordu:
-Komutan, şimdi belki hiç yeri değil, ama çok hayret ettim ve merak ettim. Beşparmak Dağları¬’nden açılan o yoğun ateşin, bulut gibi gelen mermilerin arasından siz nasıl sağ salim yere inebildiniz?
Komutan bu soruya ilginç bir cevap verdi:
-Sayın Denktaş, benim yeterli bir dini bilgim, manevi yönden ye¬terli bir birikimim yok. Bir başkası söyleseydi inan¬mazdım. Ama biz gözlerimizle gördük ki, paraşütlerle yeryü¬züne inerken, semada bizleri Yunanlıların ve Rumların mermilerinden ve ateşlerinden koruyan kalabalık bir ordu vardı. Bilemediğimiz ve tanıyamadığımız bu kalabalık birlik bizi gölge gibi takip ediyor ve koruyordu.
Komutanın anlattığı, Denktaş rahmetlinin naklettiği bu olay, Kur’an-ı Kerim’de buyurulan (3) Yüce Allah’ın melek ordularıyla yardımı değil miydi?
Peygamberimiz zamanında Bedir savaşında, Uhut, Hendek ve diğer savaş¬larda, bizim tarihimizde de Malazgirt’te, Kosova’da İstanbul’un fethinde, Mohaç’ta Preveze’de… ve en son Çanakkale’de ve Dumlupınar’da Al¬lah’ın aynı şekilde yardımı olmamış mıydı?
***
İNANCI VE KUR’AN’A BAĞLILIĞI
Merhum Denktaş’ın Yüce Allah’a inancı ve güveni tamdı. Çok kitap okurdu. Kur’an okurdu, “Kur’an’dan İlhamlar” diye bir çalışması olmuştu, kitap yazmıştı.
Kıbrıs Türk Meclisi’nde “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin ilanının oylamasının yapılacağı 15 Kasım 1983 gününün gecesinde uyumamış Kur’an okumuş ve Allaha dua etmişti. (4)
Hayatının son günlerinde, çevresindekilere “Camiye gidin benim için dua edin!” demişti.
Yüce Allah gani gani rahmet eylesin, mağfiret eylesin, mekanı cennet olsun!
Kıbrıs Türk toplumunun ve tüm Müslüman Türk milletinin başı sağolsun!
Sevgiler, saygılar…
herden1950@hotmail.com
___________________
1 Sabahattin İsmail, Kıbrıs’ta Volkan Gazetesi başyazarı, http://www.volkangazetesi.net, http://www.turksolu.org/40/ismail40.htm 29.09.2003
2 Gazeteci Yazar Osman Özsoy da Denktaş Merhumun kendisine aynı olayı anlattığını nakletmiştir. http://www.8sutun.com/Denktaş’ın-anlattığı-gizemli-olay_123092.html
3 Al-ı İmran Suresi: 124-125: “Eğer siz sabır ve sebat ederseniz ve itaatsizlikten sakınırsanız, düşmanlar ansızın üzerinize gelecek olurlarsa, Rabbiniz size nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.”
4 Gazeteci Yazar Oshan Sabırlı'nın Rauf Denktaş’la röportajından: http://www.oshan.eu