
Gazetelerde 2012 yılı ile ilgili projeksiyonlar yayınlanıyor.En son taraf gazetesinde, Emre Uslu 2012 nin zor geçeceğine dair önemli bir yazı yazdı.Uslu, Ergenekon unsurlarının 2012 de faaliyetlerini yoğunlaştıracağını,PKK nın Abdullah Öcalan’ın hapishane şartlarını bahane ederek sokakları hareketlendireceğini, AK partide büyük bir irtifa ve kalite kaybının yaşandığını, Bilgi ve liyakatin yerini yalakalığın, hakkaniyetin yerini kayırmacılığın, vefanın yerini nankörlüğün aldığını, artık tüm planların 2014 e göre yapıldığını,. Parti içindeki üç ekibin kendi adamlarının başbakan olması için kıyasıya çalışma yaptığını, cemaate dönük suikastlerin olabileceğini,Dolayısıyla artık Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’sinin topal ördeğe döndüğünü, olaylara vaziyet etme imkanını kaybettiğini onun için 2012 yılı için karamsar olduğunu yazdı.
Bunlar önemli tespitler..Bu tip yazılar biraz da uyarma amacı taşıyan yazılardır.Yazar ön görülerini sıralarken aynı zamanda iktidarı ve toplum u uyarma görevini de yerine getiriyor.
PKK nın darbe yedikçe psikolojik üstünlüğü kaybetmemek için saldırganlaşacağına şüphe yok. Son KCK operasyonlarıyla PKK nın şehirlerde eylem yapma gücü büyük ölçüde kırıldı.Gücünü şiddetten alan bir örgüt için kan dökmekten,kaos yaratmaktan başka çare yok.Teröre karşı teyakuz halinde olmak, onunla mücadelenin birinci şartıdır. Son aylarda insiyatif tamamen güvenlik güçlerinin eline geçti.Örgüt militan bulmakta, yakalanan KCK elemanlarının yerine, yenilerini koymakta zorlanıyor.2012 de terör saldırılarını asgariye indirmenin yolu KCK operasyonlarını ve kırsalda yapılan harekatı sürdürmeye bağlı.Yazın hareket halinde olan örgüt militanlarını imha etmek zor. Ama kışın mağaralara çekilerek, baharı bekleyen örgüt elemanlarına karşı operasyon yapmak daha kolay ve daha risksiz. Onun için kış şartları iyi değerlendirilmeli, bulundukları yerde hareketsiz kalan örgüt üyelerine yoğun bir operasyon süreci başlatılmalıdır. Bahar gelmeden örgütün kolu kanadı kırılmalı,belli çevrelerin örgütü bahara en az zayiatla çıkarmak için yaptıkları barış çağrılarına kulak asılmamalıdır.
2012 yılı için kritik eşik, yeni bir anayasa’dır. Anayasa’ya sihirli değnek anlamı yüklemek de yanlış, hiçbir işe yaramayacağını söylemek de.. Geçmişte devralınan bir çok problemin arkasında darbe düzenini sürdürmek maksadıyla tanzim edilmiş bu anayasa var.Asker- sivil münasebetlerindeki dengesizliğin,yargıda zaman zaman ortaya çıkan hangi yargı yolunun izleneceğine dair tereddütlerin hepsinin arkasında bu anayasa var. Toplumsal sorun ve taleplere cevap veren bir anayasanın yapılması şart. Ancak Anayasa’yı Türkiye’yi daha rahat tahrip etmenin, daha kolay bölmenin vasıtası olarak gören, talep listelerini buna göre hazırlayan çevreler de var.Bu çevrelerin taleplerinin Anayasa’ya yansıması daha büyük bir çevrenin hoşnutsuzluğuna,tepkisine belki de mevcut anayasayı sahiplenmesine vesile olacaktır.Bu da yeni bir Anayasa’nın çıkmaza girmesi demektir. Mesela, ana dille eğitim adı altında çift dilli bir eğitime cevaz verilmesi demek, ülke insanlarının bir kısmının diğer kısmına yabancılaşmasının yolunun açılması demektir. Dil farklılaşmasının tabii sonucu ayrı bir devlet düzeninin kurulması ve bölünmedir.Kimse yeni bir Anayasa ile bölünme arasında tercihe zorlanmamalı, yeni anayasa daha uyumlu, daha barışık, bir Türkiye vaat etmelidir.12 Eylül referandumuna evet diyen ve kendini milliyetçi diye tanımlayan en az yüzde 15-20 lik bir kesim var.Bölünme yolunu açan bir anayasa’ya bu kesimin evet oyu vermeyeceği kesin.Bu durumda her dengeyi gözeten ama bölünmenin zemini olacak düzenlemelere de geçit vermeyen bir Anayasa’nın yapılması gerekiyor. Dünyada herkesin onayını alan bir Anayasa yoktur. Önemli olan, mümkün olduğu kadar büyük oranda destek alan bir anayasa yapmaktır. Ancak, bu amaçla kurulan anayasa komisyonu oy birliği esası üzerinden çalıştığı için yeni bir anayasa yapacak ihtimali vaat etmiyor.Türkiye, bu yıl yeni bir anayasa yapamazsa, bu yamalı anayasa ile yetinmek zorunda kalacak kurumlar arasında baş gösteren yetki kaosu artarak devam edecektir.
Uslu’nun Ak partide liyakatın yerini dalkavukluğun, yalakalığın aldığına dair tespitleri de önemli. AK parti teşkilatlarını kuranların bir davaları vardı. Bu kadrolar gittikçe tasfiye edildi. Bunların yerini, hırsları menfaatleri için mücadele eden kadrolar aldı. Milletvekili adaylarının seçiminde liyakat veya halkın tercihi yerine,yağcılık körü körüne sadakat anlayışı üstün tutuldu. AK partiyi sırtında taşıyan eski kadroların çoğu pas pas edildi.Türkiye’yi kucaklayan bir parti anlayışı yerine, meşrepçiliğin,grupçuluğun hakim olduğu Ak partiye oy vermiş olsa bile bazı grupların dışlandığı bir anlayış aldı.AK parti hiç bir hassasiyeti kalmamış tiplerin rahatlıkla siyaset yapabileceği bir parti haline getirildi. Kimliğini yitirmiş bir parti geleceğini de yitirir. Bütün planların Cumhurbaşkanı seçimine göre yapıldığı bir yerde dağılmayı,hizipleşmeyi önlemenin yolu –parti kimliğini- meşrepçiliğin, grupçuluğun üstüne çıkarmaktan geçer.Ak parti gittikçe aradığını bulamamanın hayal kırıklığını yaşayan kitleler oluşturuyor. Rakipsiz olmanın,AK parti lideriyle öteki liderler arasındaki klas farkının mirasını yiyor. Bazı çevrelerin sistemli olarak cemaatle parti arasında gerilim yaratma stratejisine zaman, zaman prim verilerek hataya düşülüyor.Hülasa, 2012 yılına umutla bakmak için, terörle etkin mücadelenin devamı,Ak partinin kuruluş felsefesine uygun olarak, Türkiye’yi kucaklayan, her alanda liyakati ön plana çıkaran,kimliği belli bir parti hüviyetine dönüşü, ve mümkün olduğu kadar geniş bir çevreyi kucaklayan,bölücülerin amaçlarına hizmet etmeyecek yeni bir anayasa’nın yapılmasına bağlıdır.