
Mecburi hizmetteki ve memuriyetteki görevime yeni başlamıştım. Büyük bir şevk ve idealle hastalarımı muayene ediyordum. Fakat enteresan bir durum; muayene ettiğim hastaların yaklaşık %75’i ertesi hafta tekrar muayene olmaya geliyorlardı. Bu durum uzunca bir süre böyle devam etti. Tabi benim haleti ruhiye mi tahmin edebiliyorsunuzdur. Poliklinikte baktığım hastaların yarıdan fazlasının bir önceki hafta bana muayene olan hastaların olduğu bir gün, moralim bozuk bir şekilde öyle yemeği için, yaşı ve tecrübesi benden fazla olan bir doktor ağabeyin yanına gittim.
- İyi günler Savaş abi.
- İyi günler Kenancığım. Nasılsın? Doğubayazıt’a alışabildin mi?
- Çok şükür iyiyim. Doğubayazıt’a alıştım. Zaten alışamayacak bir şey yok. İnsanları çok samimi ve candanlar. Ama bit türlü çözemediğim bir sıkıntım var.
- Hayırdır, Kenancığım. Neymiş o sıkıntın!
- Abi, ben hastaları muayene ediyorum ama bir türlü iyileşmiyorlar. Muayene ediyorum diyorum ya bunu laf olsun diye söylemiyorum, hakikaten muayene ediyorum. Hani baktığım hastaların, tanıları ve tedavileri zor olan hastalıklar olsa neyse diyeceğim ama değil. Ayrıca muayene etmesem de direk ilaç yazsam öyle de değil. Anlayacağın abi çok sıkıntıdayım. Ya bende bir eksiklik var, öğrenemedik bu işi ya da…
- Kenancığım, sen muayene ettiğin ve iyileşmedi diye sana tekrar muayeneye gelen hastalara yazdığın ilaçları alıp-almadıklarını sordun mu?
- İlahi Savaş abi, hiç almaz olurlar mı? Almasalar hiç iyileşmedik diye geri gelirler mi?
- Kardeşim sen sordun mu sormadın mı?
- Yooo, sormadım ama...
- Öyleyse sor kardeşim.
- Amaa…
- Sen sor kardeşim. Büyük sözü dinle!
- Peki, yarın sorarım. İnşallah.
Ertesi gün ne mi oldu? Bana aynı yakınma ile gelen hastalara ilk işim daha şikâyetlerini anlatmadan, Savaş ağabeyin sor dediği soruyu sormak oldu..
- Teyze geçen hafta sana yazdığım ilaçları alıp kullandın mı?
- Vallah doktur beg alamamışam.
- İyi ama teyze ilaçları almadıysan nasıl iyileşeceksin ki?
- Sen de haklısan kurban,
O gün benim için milat oldu. O günden sonra da muayene ettiğim hastalarımın çoğu iyileşmedi ama en azından ben vicdan azabı çekmekten kurtuldum. Sağ olasın Savaş ağabey.
Not: Göreve yeni başladığımda yaşadığım gerçek bir olaydan alıntıdır.