
Dink kararı kimseyi tatmin etmedi.Hemen her çevrede tartışmalar devam ediyor. Bu gidişle daha uzun müddet gündemden düşmeyecek.
Görünür sebep, cinayete karışanların arkasındaki örgütün deşifre edilmemesi.
Saklanan sebep ise,Dink cinayeti üzerinden masum,zulme uğramış Ermeni imajını takviye etmek.Türklerin Ermeni düşmanı olduğuna dair kanaatleri pekiştirmek..
Bu ülkede marjinal unsurlar dışında kimse kimseyi inancından dolayı muaheze etmez.Bu millet ciğerine basılıncaya kadar kimsenin canına kast etmez.Asırlarca bu topraklarda huzur ve saadet içinde yaşayan bir topluluk, günün birinde tehcir edilmiş, başka bir toprak parçasına nakledilmişse bunun haklı sebepleri vardır.Batı şöyle bakıyormuş, böyle bakıyormuş.. Ermeni tehcirinden önce Batı Türklere farklı bir gözle mi bakıyordu? O zaman da Türk, barbardı,vahşiydi, korkunç Türk’tü,sonra da.
Ama ülkelerin görevi ön yargıları yıkmaktır.Tarihin doğru anlaşılmasına, politik amaçlara kurban edilmesine mani olmaktır.Sahnede kalmak isteyenler sürekli mücadele etmek zorundadırlar. Bir anlık gaflet, bir lahzalık atalet her şeyi tuzla buz eder.
Dink cinayetini öteki cinayetlerden manalı hale getiren ona yüklenen politik anlamdır.H.Dink’in değil, bir Ermeni’nin vurulmasıdır cinayet olan. Dink’in inancı, bilinçli olarak hayatının önüne geçirilmiş,cinayet bir anlamda aynı inançta herkesi hedef alan daha büyük bir olaya dönüştürülmüştür.Elbette Dink’i vuranların onu inançlarından soyarak hareket ettiklerini düşünmüyorum. Ama onu vuranların kastını bütün bir toplumun kastı haline getirmek,bir cinayetten bir soykırım çıkarma kurnazlığıdır.İşin bir cephesi budur, öteki veçhesi ise daha vahimdir.Mahkeme kararından sonra verilen demeçler,HSYK nun dosyayı incelemeye aldığına dair haberler yargının geleceği ile ilgili ciddi sinyaller vermektedir.Toplumsal tepkiler üzerine kararda imzası olanların mercek altına alınması demek,bundan böyle yargıçları toplumun tepkisini çekecek kararlar vermemeleri için baskı altına almak demektir. Hakimler kararlarını neye göre verecektir, mer’i yasalara göre mi, yoksa toplumdan aldıkları tepki veya takdir sinyallerine göre mi? Bu, yasaların yerini toplumsal eğilimlerin alması,hukuk devletinden taviz verilmesi demektir.Türkçesi, kuralların yerini keyfiliğin almasıdır.Tepki göreceğinden korkan bir yargıç görevini yapamaz.Toplumun beğenmediği kararlar yüzünden incelemeye alınan bir hakim, vicdani kanaatlerini bir yana bırakmak zorunda kalır.
Hükümet üyelerinin bazıları,kararın AK partiye yönelik bir komplo olduğunu söylüyor.Güya kararın bu şekilde çıkması,Ak partinin suçluları koruduğu,olayın aydınlanması için yeterince çaba harcamadığı, bunun da, içinden çıktığı geleneğin farklı dinlere hoş görü ile bakmayan alışkanlıklarından kaynaklandığı ı ima ediliyor.Propaganda arttıkça, AK parti kendini biraz daha olayın üzerine abanmaya, yargı mensuplarını hedef tahtasına koyup eleştirmeye mecbur hissediyor.HSYK da devreye girince, kendi yargısını kuruyor diyerek, yargı ile AK parti arasında ilişki kurmak isteyenlerin eline malzeme verilmiş oluyor. Hakimlerin savcıların kaderini toplumsal tepkilerin biçimine bağlamak,daha büyük bir tuzağa düşmektir.