
Güzel günler göreceğiz dostlar. Aydınlık geleceğe yelken açan bir ülke olarak yarınlardan ve yarınları kuracak aydınlık yüzlü insanların; onurlu, cesaretli ve dik duruşlu tavırlarıdır bizleri ümitli olmaya iten.
Çok değil daha on yıl öncesi Türkiye’yi düşünün. sanal gündemler yaratıp oluşan kaos ortamlarından rant devşiren soysuzlar ve kansızları hatırlayın. Necip Türk milletinin sırtından geçinen hortumcuları, asalakları, bankaların içini boşaltan ancak ne hikmetse dönemin idarecileri tarafından hep el üstünde tutulan şahsiyetsiz şahsiyetsizleri hatırlayın…
Dönemin Başbakanını pijamayla karşılayan medya patronlarını, milletin değerlerini önceleyen ve ülkenin kalkınmasına baş koymuş değerleri itibarsızlaştırmaya ve kamuoyunda küçük düşürme yarışına girmiş satılık kalemleri hatırlayın. Bugünlerde Mehmet Ali Birand’ın itiraflarına, pişmanlık ve nedamet duygularına sahne olacak kadar vicdansızca saldırışlar ve belden aşağı vuran anlı şanlı ve de tetikçi kalemşorlarımızı hatırlayın.
Ülkenin geleceğine dair ekonomik çalışmalar yapan, bu sistemle de yıllardan beri devlete yüksek faizli kredi vererek servetine servet katan rantiyeci kesimin hortumlarını kesenlere karşı acımasız ve sistematik bir yıpratma taarruzu başlatan ve çıkar çevrelerinin ayakçılığını yapan medya fenomenlerini hatırlayın.
Ülkenin ekonomik gücünü kıran ve kalkınma hızını kesen, sorunların devam etmesini sağlayıp Türkiye’nin bölgesinde güçlü bir ülke konumuna çıkmaması için terör örgütü başta olmak üzere karanlık odalarla dirsek temasında olmaktan çekinmeyen ve devletin içinde yapılanma cüreti gösteren güçler vardı. Halka rağmen halk için her türlü haksızlığı bir hak olarak gören piyonlar, hayatı boyunca kursağından helal lokma geçmemiş aşağılık karakterler ve ajanlar vardı.
Bunlar yetmezmiş gibi milletin dürüst, namuslu ancak kendi emellerine hizmet ettiremeyecekleri çok iyi bildikleri mert, korkusuz, şahsiyetli, kuru gürültüye pabuç bırakmayacak kadar izzet ve cesaret sahibi, gücünü manşetlerden ve şişirme haberlerden değil tam tersi “muhtar bile olamaz” denmek suretiyle hor, hakir ve aciz gösterilmeye çalışılan, tek sığınılacak melce olarak gördüğü Hakk’tan ve halktan aldığı güçle ülkede önemli bir değişim ve dönüşüm başlatan dünyanın gıpta ettiği bir liderin doğuşuyla bütün ezberler bozuldu.
2002 yılı, yüce Yaradan’ın Türkiye’nin karanlıklardan ve bataklıklardan kurtulup aydınlık geleceğe kavuşacağı miladın başlangıç tarihi olmuştur. O tarihle birlikte zorbalıklardan, dayatmalardan, tehdit ve tahakkümden bunalar yüce millet, sandık başlarına giderek, Türkiye'nin makûs talihini değiştirmiş, halkın görüşünü ifade eden milli irade, tüm vesayet kurumları ve oligarşik bürokrasiyi ve aydınlığa direnen karanlık ve puslu hava özlemcilerini deşifre edip bütün pisliklerinin ortaya çıkarılmasının yolunu açmıştır.
Medya gücü ve beşli çetelerin baskılamalarıyla kendi öz güvenleri ve manevi dinamikleri köreltilmiş, sanal gündemlerle enerjisi boşa harcanmış, halkın sorunlarına çare ve çözüm üretmek yerine ülkenin gücünü boşa harcatacak yeni sorunlar oluşturarak, eli kolu budanmış ve kötürüm haline getirilmiş bir ülkeyi ayağa kaldırmak ve her alanda zirve yapmak gibi bir misyonu üstlenen yürekli, cesur ve onurlu kadrolar halkın da takdirini kazanmış ve 2002’de yüzde 35’lerden başlayan halk desteği bugünlerde yüzde 50’lere kadar yükseltmiştir.
2002 tarihi sadece ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan bir atılım yılı olmakla kalmamış, kördüğüm olmuş ve tıkanmış kaht-i rical yaşayan Türk siyasetinin de önünü açmıştır. Küresel güçlerin oynattığı sirk aynasında yıllarca dev gibi gösterilen şahsiyetlerin aslında nasıl cüce oldukları, küçük, cılız ve korumasız gibi gözüken nice yürekli ve vatansever isimlerin sırtını sadece ve sadece halka dayadıkları için nasıl da yüce ve erdemli kişiler olduğu ortaya çıkmıştır.
Gelinen noktada bu yürekli, onurlu ve kararlı kodrolarla ülkede nelerin değiştiğini, birilerinin yazdığı senaryoyu küçük menfaatler karşılığı oynayan karaktersiz figüranların kararttığı ülkede yaşayan çocuk, genç, kadın, işadamı, esnaf, sanatlar, işçi ve memurların kırılan umutları, törpülenen ve özgüveni aşındıran dayanma gücünün nasıl yeniden yeşerdiğini hepimiz gördük. İşte o tarihten bugüne bu milletinin sırtından geçinen asalaklar, bankaları ve ülke kaynaklarını soyup soğana çeviren hortumcular, çıkarları ve tatlı rantları ellerinden gittiği için çıkardıkları gürültülerle ajitasyon yapan kimliksiz ve kişiliksiz asalaklar ile menfaat çetelerinden eser kalmadı. Şimdilerde bu şahısların milletten çaldıklarının hesapları son kuruşuna kadar soruluyor sorulmaya devam edecek.
İşte bu umut verici tablodur ki bizlerin güzel günler göreceğiz demesine sebep. 2023’ün ihtişamlı ve itibarlı Türkiye’si; ekonomi, siyaset, sosyal politikalar, hukuk, demokrasi ve şeffaf yönetimiyle bir güneş gibi parlıyor. Karanlık yüzlere, ülkeyi kendi arzularına ve heveslerine göre yönetmeye alışmış vesayetçi artıklarına, karanlık kafalara, kendini satılığa çıkarmış tetikçi bozuntularına, ülke aleyhine yaptığı her sapkınlıktan sonra ağababaları önünde onursuzca eğilip ulufe bekleyen omurgazıslara ve insanlık müsvettelerine rağmen tüm dünyanın gıpta ile izlediği güneş gibi bir Türkiye doğuyor ve doğmaya devam edecek.
Tüm şer ve satılmış güçlere rağmen ülkeyi asalak ve hortumculardan kurtaran ve bizlere bu güzellikleri yaşatan “milletin adamlarına” sonsuz teşekkürler. Siz olmasaydınız bizler hala bilerek ya da bilmeyerek bu hainlerin değirmenine su taşıyor olacaktık.