Biz haberi Elazığ adına yaparız…
Unutulanı, boş verileni, kulak ardı edileni veya aksayanı hatırlatmak için haber yaparız. Hizmeti hatırlatma haberinde hizmetin mutlaka aksamadan yapılması için “şüpheleri” dillendiririz.
Cevap alırız. Şüphe haberine verilen cevabı yazarız…
Buna geri adım der bazıları, bu aslında ileri adımdır. Gazeteciliktir. Bilmeyene bildiririz gerçi ama gerek yok diye ses çıkarmayız.
Günışığı’nın Bölge Hastanesi ile ilgili haberleri meseleyi perçinlemek adına yapılmıştır. Haber birilerini uyandırmak ve uyanık tutmak için yapılmıştır. Karşılığında yapılan açıklamalar aynen yayınlanmış böylece konuyla alakalı takip kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Kem niyetliler haberi niyetleri doğrultusunda anladıkları için çekip uzatarak bizi ve gazeteciliğimizi değerlendirme hadsizliğine düşmüşlerdir.
Hâlbuki öncesi ve sonrası haberlerle Bölge Hastanesi konusu altına imza atılan bir hizmet olmuştur. Yarın yaşanabilecek bir gecikmenin veya hizmetin gerçekleşmemesinin, hatta olası bir “hizmet yer değişikliğinin” bir şekilde önüne geçilmiştir.
* * *
Bu habere karşı, vekillerimizin hassas tavırlarını ve tepkilerini anlıyorum, hak veriyorum. Ama şu el atıyla yola çıkanların kinayeli ve kindar tavırlarına anlam veremiyorum…Yok,yok…Anlıyorum…Yolları açık olsun.
* * *
Bizim hiçbir partiyle sorunumuz yok şükür. AK PARTİ ile genel manada hiçbir sorun yaşamıyoruz. Vekillerimizin hizmete yönelik her açıklamasını ve parti il teşkilatının her haberini manşet haber yaparak istisnasız yayınlıyoruz. Ama bu ve benzeri haberleri yaparken elbette eksikleri, yanlışları dile getiriyor, eleştirilerimizi yapıyor, seçmen-hizmet-vekil diyaloguna önem veriyoruz. Tavrımızı anlayan anlıyor…
FİTNE-FESAT
Bu şehirde fitnenin ve fesadın dumanı aynı merkezlerde tüter…
Tüten bu hastalıklı dumanı üfleyen ağızlar aynı kişilerdir. Gıybetin, iftiranın ve yalanın ham maddesi onlardır…
Üflerler üflediklerini hak bilirler, onlar kendi meallerini yorumlar ve derler ki; "Bu ülkede idare bize geçene kadar yalan-gıybet ve iftira günah değildir, biz yaparsak tabi…”
Bunlar en ala yalancı olmalarına rağmen “ötekileştirdikleri” kim varsa onlara yalancı derler.
Bunlar en ala gıybet ve iftiracı olmalarına rağmen karşı tarafı bu hastalıkla suçlarlar.
Bunlar fitne üretip, fesat yayarlar…
Meslekleri farklı olabilir bunların ama mesnetleri aynıdır.
Ellerinde kalem ağızlarında kelam olsa da, önlerinde mikrofon karşılarında kamera olsa da; duyan kulaklar, gören gözler ve hissedenler onların ne kadar samimiyetsiz olduklarını anlarlar.
Onları gözleri ele verir… Bazen ağızlarının içinde dolandırdıkları dilleri ele verir onları…
Hal ve hareketleri ele verir onları… Bazen menfaat uğruna ve menfaatler uzantısı siyaset uğruna savunmasız bir kadına yönelik gıybeti reva görür ardı sıra iftira atmanın bir yol olduğuna inanırlar…
Kıyamet alametlerinden sayılan bu tipsiz insanlara karşı Allah’a sığınmaktan başka çare yoktur elbette…
” Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi-aliyyil-azîm” diyelim ve sabredelim gayrı…
BÜYÜKŞEHİR
Bana göre iş işten geçmedi.
Büyükşehir meselesi “tam il yasası” çizgisinden mutlaka çıkarılmalı.
Başbakanımıza; bu yasanın sonucunda Büyükşehir olanlarla olmayanların düştüğü haksızlık anlatılmalı.
Yasanın esnemesi için bu esnemeyle en az altı şehrin daha Büyükşehir olması için bir çalışma yapılıp Başbakanımıza sunulmalı…
Bu işin alt yapısında elbette ki valiliğin veya Sayın Valimizin bir katkısı olmaz, olamaz.Bu iş Belediye Başkanımızla birlikte vekillerimizin ve bütün Sivil Toplum Kuruluşları ile hepimizin ana gayesi olmalı…
Bu iş bütün vekillerimizin,bütün partilerimizin dayanışmasıyla,Elazığ sevdasıyla olmalı…
Bu işin içine art niyet sokulmamalı…
Büyükşehir için biten bir şey yok. Ama henüz biz hiçbir şey yapmadık… İnanalım ve başlayalım…
NOKTA ATIŞI
Ben sen olamam sofi, sen riyakarsın…
Ben zarar olsam, kafi; sen şeytana karsın.
Ben sen olmam sofi, sen fitne-i fücursun
Ben hiç olsam kafi, sen şirklere zuhursun.