
Mübarek Vatan Coğrafyamızın bir köşesi olan ve en az Harput kadar, İstanbul kadar, Samsun kadar ve kısacası, ülkemin herhangi bir köşesinden
manevî kıymet bakımından hiç bir eksik değeri olmayan Uludere’mizdeki ihmalden, hatadan ve hattâ diyebilirim ki; sorumsuzluktan kaynaklanan
trajedi hakkında devletimizin, şu ana kadar devletin aslî sahibi olan vatandaşına doyurucu bir şekilde açıklama yaptığı şahsen ben duymadım.
Açık rejimlerde, yani; devletin milletin emrinde olduğu, şeffaflığın temel ilke olarak kabul edildiği, yurttaşa saygının hakim bulunduğu rejim ve
sistemlerde devlet, yurttaşını bu ve benzeri çok önemli ve vahim olay ve gelişmeler hakkında bilgilendirmek gibi bir göreve sahiptir. Zira bu
konularda bilgilendirilme, devletin asıl sahibi vatandaşın en doğal hakkıdır. Kapalı rejimlerde yani; Baas, Faşist, Kominist ve bunlara benzeyen
değişik isimler altında hüküm süren benzeri sistemlerde ise; devleti ele geçirmişler, kendilerinde böyle bir yükümlülük görmezler. Çünkü ; kendileri meşrû olmayanların meşrû iş yapmaları mümkün mü ki? Halka saygı duysalardı işgal ettikleri makamlarda halka rağmen durabilirler miydi
yada durabilirler mi ?
Zaman bulupda bu yazılarımızı bir aralığa sıkıştırmalarımız esnasında göz atabildiğimiz medyada, gözümüze iliştiği kadarıyla, ( DEVLETİMİZİN
İKİ ARADA BİR DEREDE kalmasının getirdiği müşkülâttan olsa gerektir ki ) piyasayı ve fısıltı gazetelerini, olayı mecrasından saptırmaya yönelik
dedikodular alıyor. Yeniçeri Ocağının bozulmaya yüz tuttuğu tarihten beri alışageldiğimiz yalan-dolan-tezgâh ve gerçek istikâmetten saptırma
manevraları tüm şiddetiyle devam ediyor.
Onlarca yıldır, beyin yıkama ameleyisi sonucu, halkımız maalesef her türlü yalana inanabiliyor. Bunların en başında, uçak bombaları ile paramparça
olmuş insanların bir kısmının PKK militanı olduğu iddiası ki, bu iddia, Padişah Genç Osman’ın boğazlanma tarihinden beri hep ve daima tezgahlanmış olan “ YÜKÜ HAFİFLETME ve DİKKATTEN KAÇIRMA OPERASYONU” nun bir yeni uygulamasıdır. Bunu iddia eden kafa, onlarca ve hattâ yüzlerce yıldır şu şaşmaz gerçeği daima Milletin gözünden kaçırmıştır : DEVLETİN, BİR EŞKİYA SEVİYESİNE İNEMEYECEĞİ GERÇEĞİNİ; Devlet olmanın böyle bir lüksü içinde barındıramayacağı gerçeğini. Eğer devlet bu adî seviyeye düşerse, devlet olma vasfını yitirir ve adı “TERÖRİST DEVLET” olurdu. Kaldı ki; dünyada en fazla ve en köklü devlet tecrübesine sahip bir miletin devleti, yuttaşına terörist muamelesi yapamaz.Yapmışsa eğer, kafalarında terörist beyinler taşıyanların devlet adını kötü ve çirkin yollarda kullanmış olmalarından dolayı böyle görünmüştür. İşte son 5 yıldır, temizlenen iç organların hikâyesi de budur zaten.
Kaldı ki; bu 34 vatandaşımızın cesetlerinin yanında hangi silaha rastlandı da biz mi duymadık ? Ve ayrıca; İnsanlığın on binlerce yıllık hukuk ve adalet birikimi, yanında silah olmayan insanların terörist bile olsalar bu şekilde etkisiz hale getirilemeceğini işaret ediyor.
Bu arada; onlarca yıldır adeta bir başka açıdan bölücülüğe çanak tutar hale getirilmiş bir kısım insanımız, bu ailelere ( ki ; bu ailelerin tamamına yakının,
yüz yıllardır Devletin birliği ve dirliğinden yana tavır aldığı biliniyor) verilen tazminat ile şehit ailelerine verilen tazminatı karşılaştırarak fitneye ve
münafıklığa çanak tutuculuk yapıyor.
Ve sözün sonu : paramparça olan bu 34 yurttaşımızın trajik vak’a tarihi iyi tetkik edilmelidir. Dört bir koldan terör yuva ve barınaklarının berhava edildiği tarihe dikkat edelim. Ve bundan sonra da, başkalarının gözüyle bakarak hedef belirlenemeyeceğini unutmayalım artık !
Bir de; atılan her türlü taşın peşine koşan tefekkür zavallıları şunları düşünsün : 1948 YILINA KADAR UÇAK ÜRETEN FABRİKALARIMIZ NİYE VE NASIL OLMUŞ DA AYNI YIL YANİ İSRAİL'İN DEVLET OLDUĞU YIL HAVAYA UÇURULMUŞ ?
Tüm enerjimizi , insanımızın kılık ve kıyafetini şekilendirme yolunda harcayanlar bu enerjimizi teknolojik gelişme yolunda niye harcamamış ve bu ihanet düzeyindeki yanlış zorlamaları kimler yapmış ? ?
Ve tüm bu yanlışlar sebebiyledir ki; bu devlet, bugüne kadar niye başkalarının gözüne, kulağına ve eline muhtaç bırakılmış ve kimler bırakmış !