
2007-2008 Futbol Sezonu’nda Elazığspor’un Bank Asya 1. Lig’den düşmesinde en büyük faktör olan Atatürk Stadyumu’nun zemini, bu sezon yine “dezavantaj” oldu Bordo-Beyazlı Takım’a…
4 Yıl önce de ev sahibi ekibin oyun kurmak için topa hâkimiyet sağlaması ve isâbetli pas oranının yüksek olması gerektiğini vurguladığımızda; rakip takımların da aynı zeminde mücadele ettiklerini ileri sürenler, bilerek ya da futboldan bîhaber oldukları için gerçekleri örtbas etmeye çalışıyorlardı, bugün de manzara aynı?..
Teknik kapasitesi yüksek olan ve topu kullanarak rakiplerine üstünlük sağlayan Elazığspor, rakiplerinin engelleyemediği bu vasfını Atatürk Stadyumu’nun zemini yüzünden kullanamazken, ne yazık ki baltayı ayağımıza vuruyoruz yine!..
“Elazığ kış memleketi” diyenler, daha fazla oranda kar yağışı alan Bolu’da Atatürk Stadyumu’nun nasıl temizlendiğini görmeli, Elazığ Atatürk Stadyumu’nun daha 4 yıl önce yenilenen, dönemin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Yetkilileri’nce de incelenerek teslim alınan zemin ve drenaj sisteminin sorunlu olduğunu kabul etmelidirler?..
Zeminin branda ile kaplanması, hava sıcaklığının mevsim şartlarına göre nispeten yumuşak olduğu saatlerde kar örtüsünün temizlenmesi, zeminde biriken suyun donmadan tahliyesi için azami personelle olağanüstü çaba gösterilmesi, hiç değilse zeminin buz pisti hâline dönüşmesini engelleyebilirdi?..
* * *
Elazığsporlu Oyuncular’ın ayakta duramayışına karşılık, fizikî özelliklerin öne çıktığı bir zeminde; Karşıyaka’nın oyun stratejisi uzun toplarla kaçırılan çabuk adamlarla kontratağa çıkmaktı, bu taktik de başarıyla uygulandı…
Puan cetvelinde rahat bir konumda bulunan Karşıyaka, deplasman takımı olmanın da verdiği avantajla Elazığspor kadar baskı altında kalmadı…
Buzda ayakta kalmayı başaran Karşıyaka’nın temin ettiği kramponlar rakip takıma çok daha büyük bir avantaj sağlarken, Bank Asya 1. Lig’de Lider olan Elazığspor’un kendi sahasında yabancı kalacak ölçüde “malzeme” yetersizliği yaşaması affedilemeyecek bir başka hataydı?..
Rakibin atak sayısı kadar, kaleye atılan şut, dripling ve nihâyetinde 2’li mücâdelede ayakta kalma yüzdelerine bakılırsa, Karşıyaka galibiyeti fazlasıyla hak eden taraftı!..
Elazığspor’un elverişli zeminlerde dahi “uzun” toplarla, doldur-boşalt oyun tarzını beceremeyeceğini, bu nedenle de topu yere indirerek ayağa isâbetli paslarla oynaması gerektiğini savunurken, dün böylesine olumsuz şartlarda ayakta duramayan takımdan tabii ki beklentilerimiz de boşa çıktı…
* * *
Teknik Direktör Hüsnü ÖZKARA her zamanki gibi maçı çevirmek adına oyuncu ve diziliş değişiklikleri yapsa da mağlubiyeti engelleyemedi…
Rıdvan’ın Denizli Maçı’nda göze batan defansîf yetersizliğine bakıp Veysel’i tercih edebilir, ilk 20 dakikadaki etkilerini görüp AGBETU’yu ve Şaban’ı durdurmak için özel önlem alabilir diye düşündüğümüz teknik adam, asıl yanlışı Göksu dururken yeni transfer edilen İsa’yı sahaya sürerek yaptı ve her iki futbolcuya da yazık etti!..
Tüm olumsuzluklara rağmen; Oktay’ın direkten dönen şutu gol olsa Elazığspor kaybetmeyecekti?..
Elazığspor’un başarısını çekemeyenler dün öylesine sevindiler ki…
Maçı anlatan sunucunun gollerde ve kaçan pozisyonlardaki heyecanı, Bank Asya 1. Lig Programları’nda yorum yapanların ekranlardaki tavırları, Elazığspor’un takılmasını bekleyenleri belli etti de; hiçbiri Atatürk Stadyumu’nda kendi futbolcularına hakareti reva görenler kadar zorumuza gitmedi?..
Biz güveniyoruz Elazığspor’a, dün sadece bir maç kaybetti; mağlubiyete rağmen takımını alkışlayanlar da asıl alkışı hak etti!..