
Gençliğe Hitabeyi kaldırabilirlermiş.
“Gençliğe Hitabe ayet mi? Kaldırılabilir tabi…”
Kim söylüyor bu altı çizilmesi gereken sözü?
AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin ÇELİK…Bu söz ve ardında yatan düşünce sözü söyleyeni bağlıyor.Bence hükümeti de genel manada AK PARTİ teşkilatını da bağlamıyor ve herhalde parti teşkilatı ve hükümet bu düşünceyi paylaşmıyor,içeriğine inanmıyor.
En azından ben böyle olmadığına inanmak istiyorum.
“Milli olan her değere böyle kem gözle genel manada bakılmaz ve Türk kelimesinden içten içe bu kadar rahatsız olunmaz “ düşüncesiyle Hüseyin Çelik’in bu ifadesine herkesin katılamayacağı inancını sizlerle paylaşıyorum…
Öyle değil mi? Yanılıyor muyum? Bütün AK PARTİ Teşkilatı ve hükümetimiz,Hüseyin Çelik’in dediği gibi mi düşünüyor yani…
Hayır!
O zaman düşüncemizi paylaşalım ve Hüseyin Çelik’e sözümüzü söyleyelim.O’nu temsil ettiği makam adına değil şahıs olarak değerlendirip eleştirimizi ve söyleyeceğimizi direk ona söyleyelim.
Sayın Çelik…
Size, bir gelip Gençliğe Hitabenin ayet olduğunu söyleyen biri oldu mu?Veya siz şahit oldunuz mu bu hitabeyi namazda,kabirde veya herhangi bir ortamda Fatiha süresi yerine okunup amin denildiğini?Siz bu yakıştırmayı yaparak bu milletin dini değerlerine şirk koşmuş olmuyor musunuz?
Bu millet ayet ve hitabet arasındaki farkı bilmiyor mu zannediyorsunuz?
Farkında değilsiniz herhalde bu millet asırlardır ecdadının inci gibi sözlerini, nasihatlerini dinlemiş, öğrenmiş, ezberlemiş, duvarına asmış ve bu veciz sözleri sosyal ve milli hayatına uygulamaya çalışmıştır.
Gün gelmiş Orhun Yazıtlarından alıntılara kulak ve yürek kabartmış gün gelmiş Yusuf Has Hacib’in Kutadgu BİLİG eserinden dem almış, bazen Şeyh Edebali olmuş dünyası. Bazen… Edebali’nin nasihatini bilir misin? Onun nasihatini Osman Gazi ayet diyerek mi algıladı ve biz günümüzde onun nasihatini çerçeveletip duvarımıza yaldızlayıp gönlümüze ayet niyetine mi asıyoruz yoksa? Demek ki siz o günlerde yaşasaydınız Edebali’nin nasihatini daha o gün ortadan kaldırırdınız?Daha doğrusu öyle mi düşünürdünüz,bu ayet mi,kaldırın…
Ecdadın nasihatini dinleyip yol almak ecdadın karıdır… Karı olmuştur.
Dünden bugüne hiç kimse ataların,velilerin,alimlerin sözlerine nasihatlerine ayet mi demedi?Hadis mi demedi?Ayeti,hadisi ayrı bildi ecdadın söylediği adeta özden süzülen altın kıymetindeki sözleri kendine değer bildi o kadar…
ATATÜRK’ÜN Gençliğe Hitabeti de böyle bir değerdir,nasihattir ve “gören-duyan-hisseden” her er kişi için bir işarettir.
Sayın Çelik, siz Gençliğe Hitabeden rahatsız mı oluyorsunuz?
Niye?
Veya hangi ifadesinden rahatsız oluyorsunuz da hitabenin kaldırılması düşüncesine kapılıyorsunuz?Ha özgürsünüz bu düşüncenizde elbette…Bende özgürlüğümü kullanarak bu soruyu soruyorum işte…
Bu milleti bu hitabe rahatsız etmiyor…Bu millet bu hitabeye ayetmiş gibi bakmadan ata ecdat nasihati, bilerek bakıp değerlendiriyor.
“İstiklalini ve cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etme” vazifesi kimi rahatsız edebilir ki?
Böyle bir vazife sizi rahatsız eder mi?
Yada;iç ve dış düşmanları işaret eden ve diri ve uyanık olmayı tarif eden şu sözler; “Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.”niye rahatsızlık versin ki millete ve gençliğe?
Allah aşkına söyleyin bu hitabenin içinde İslam Dinine veya başka herhangi bir dinin emirlerine aykırı bir tek kelam var mı?
Söyleyin lütfen Gençliğe Hitabenin, ahlak dışı,adet dışı din dışı bir sözü olmuş mu?Gençliği kötü yola mı davet ediyor?Bölünün mü diyor?Ayrışın,ötekileşin birbirinizi kırın mı diyor?
Evet Atatürk’ün GENÇLİĞE HİTABESİ ayet değil nasihat…Ve bu nasihat bu milleti asırlardır ayakta tutan,dört kıtaya hükmettiren,bir taraftan adaleti-hukuku bir taraftan vatan-bayrak ve samimi ALLAH ve Kur’an sevgisini yerleştirip,değerlerini yarınlara taşımasını sağlayan “altın sözlerden” biri ve son dönemde söylenmişlerin en önemlisidir.
Bunu bu millet biliyor ve bu milletin ,“millet olmayı hedefleyen” hiçbir ferdi bu sözlerden rahatsızlık duymuyor.
Ha İngilizler,Amerika Devleti veya bizim üstümüzde kem gözleri olan, bu milleti, ve ülkeyi bölmek isteyen,asırlardır kem gözünü ve kirli ellerini üstümüze uzatan her kesim bu “tokmak” misali nasihatlerden rahatsızlık duyabilir.
Zannedersem sizde bu hitabeden rahatsızlık duyduğunuz için değil de gerekli olup olmadığı konusunda yaptığınız iç muhasebenin sonucunda, gerekli görmediğinize inanarak söylüyorsunuz bunları…
Ama gerekli…
Milli ve manevi değerler bu milletin esas kalkanlarıdır.
Veciz sözler, nasihatler ve ATATÜRK’ÜN Gençliğe Hitabesi…
Ne ayettir ne hadis… Cumhuriyetimizin kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN, yarınları işaret eden,gençliği ve geleceği uyaran veciz sözleridir GENÇLİĞE HİTABE…
Okudukça anlamak, okudukça bulunduğumuz yerde çok da rahat olmadığımızı ve rehavete kapılmamamız gerektiğini hatırlatan hitabeyi, inadına değil aksine en iyi niyetimizle bu köşemizde bir daha yayınlıyoruz…
GENÇLİĞE HİTABE
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927