
Adana Demirspor mağlubiyetinden sonra “Bir gün yenilecektik” dedik ve mağlubiyetten dolayı kimseyi eleştirmedik.
Eleştirdiğimiz tek konu, Elazığsporun kendisine yakışan futbolu ortaya koyamadığı için yenilmesiydi.
Elbette mağlubiyetin faturası birilerine kesilmeliydi ve fatura kına karşılığı kim olduğu bilinmeyen bir gruba kesildi.
Allahtan mağlubiyetin ardından ilk maça 10 günlük süre vardı da takımın kendisini toparlaması için zaman yeterliydi.
Adana Demirspor mağlubiyetinin kazadan ibaret olduğunu göstermek için Eyüpspor karşılaşması bulunmaz bir fırsattı.
Müsabakaya çıkacak olan kadroya baktığımızda, cezası nedeniyle oynayamayan ve Adana Demirspor mağlubiyetinin sebebi olarak gösterilen Arif sahadaydı.
Cezalı Oktay’ın yerine Ali Ölmez, Sakat İlhanın yerine formasına tekrar kavuşan Onur, bir önceki maça göre forma şansı bulan oyunculardı.
Maçın hemen başında oyunun hakimiyetini eline almaya çalışan Elazığspor, Eyüpsporun dirençli mücadelesi karşısında bunu pek başaramasa da, rakibine göre daha organize olduğunu söyleye biliriz.
İlk yarı boyunca rakibine pozisyon vermeyen Elazığspor, defansif anlamda istediklerini ortaya koymayı başardı.
Ancak golü üretme noktasında başarılı olmadığı, elde edilen skorda görünüyor zaten.
Göksu ve Ali Ölmez’in değerlendiremediği de, Eyüpspor kalecisi Halit’in başarılı olduğu da diye bileceğimiz birkaç pozisyon, golü üretmek için yeterli olmayınca ümitlerimizi ikinci yarıya bıraktık.
Aslında Elazığsporun genelde ikinci yarılarda dahi iyi oynaması, bizim ümitlerimizi hep taze tutuyor.
Bu nedenle ikinci yarıda golü bulup galibiyeti yakalayacağımıza dair inancımız, 70. dakikaya kadar sıcaklığını korudu.
Ancak gol geciktikçe “Eyvah yine mi” korkusu kendini göstermeye başlayınca, biran önce gol bulmak için panik havası oluşmasına neden oldu.
Derken hazırlık pası yerine doldur boşaltlar…
Duvara çarpıp dönen top misali defanstan dönen pozisyonlar, başlamadan bitti.
Rakip Eyüpsporun, kontrataktan yakaladığı pozisyonu değerlendirmesi skoru belirlerken, ofsayttan medet ummak gereksiz ve anlamsızdı.
Hocanın sahaya sürdüğü kadroya hep saygı duymuşumdur.
Ancak oyun içersinde yapılan müdahaleler ve değişiklikler hocanın ayrıcalıklarını ortaya koyar.
Son haftalarda kötü performans gösteren bir oyuncunun 11 de başlamasına saygı gösteririm ama ısrarla oyundan çıkartılmamasını anlamakta güçlük çekerim.
Oyuncuyu kazanmak adına yapılan ısrarlar, bazen de oyuncunun kaybedilmesine, yok olmasına neden olur.
İki defa peş peşe mağlup olmak dünyanın sonu değil.
Her çıkışın inişi olacağı gibi, her inişinde bir çıkışı vardır.
Önce çıktık…
İniş yaşıyoruz…
İyi hoca, iyi yönetim kriz zamanı ortaya çıkar.
Ben en azından müsabaka sonrasında basın mensuplarının karşısına çıkıp kamuoyu ve kendiyle yüzleşen bir hoca beklentisi içerisinde oldum.
Geçen mağlubiyet sonrası bulunulan kına tavsiyesi gibi, yeni bir tavsiye bekliyordum ama olmadı.
Krizleri iyi yönetenler hedef ulaşırlar.
Krizi yönetemeyenlerin sonu hüsrandır.
Konya Torku Şekerspor krizi iyi yöneterek tekrar çıkışa geçti.
Bu da önümüzdeki en iyi örnek.
Şimdi aklı evveller Konya Torku Şekersporun hoca değişikliğini kastettiğimi düşünebilirler.
Elbette o da bir çözümdür.
Ancak ilk çare değildir.
Geçen yıl yaşadığımız çok daha büyük krizi bu yönetim çözmüştü.
Bunu tekrar başarabilirler.