
ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN ve KOKUŞMANIN
BU KADARINA DA PESSSSS !!!
Her canlı organizmanın mahrem yerleri vardır, bir de en mahrem yerleri...
"Devlet" ismiyle tanıdığımız ve bildiğimiz Millî Organizasyon da aynen
can taşıyan organizmalar gibidir ve bu büyük organizasyonun en mahrem
yeri (gizli-açık) haberalma organı olan Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT)'tir.
Şimdi gelelim konumuza : Bir kaç gün önce gazetelerde bir haber okudum ve müthiş derecede sarsıldım. Haber şöyleydi :
" SIĞINMACI SURİYELİ ALBAYI SATAN MİT'Çİ GÖZALTINA ALINDI."
Evet , konu henüz soruşturma aşamasında olsa da inkârı mümkün olmayan ve
kesin olarak bilinen bazı gerçekler bizim bu hususta yorum yapmamıza kâfî
geliyor : Geçtiğimiz yılın Sonbaharına doğru Suriye ordusundan bir albay,
Hafız Esad isimli babasının Oğlu Beşer Esad'ın ve etrafında öbekleşmiş kanlı
katiller ve cânîler sürüsünün hışmından kaçarak tarih boyunca tüm mazlumların sığınağı olmuş Anadolumuza yani, sevgili Ülkemize sığınmıştır. Bu sığınmacı albay, Hatay'daki mülteci çadırlarında ülkesi ile ilgili hürriyet ve adalet güneşinin doğacağı günleri beklerken çadırdan alınarak bir resmî araca bindirildiği ve bir daha haber alınamadığı tesbit edilmiştir. Güvenlik kamera kayıtlarından bu zavallı Albayı kimin aldığı ve bu korkunç alçalmayı kimlerle birlikte yaptığı saptanmıştır. Suçun delillendirilmesi amacıyla bu sığınmacıyı,Suriye'nin Baasçı ve mezhepçi cânîlerine satan ve esasen; Türk Milletinin onurunu, gururunu, binlerce yıllık birikimi olan mazluma sahip çıkan erdemini satan bedbaht takibe alınmış ve nihayet geçtiğimiz günlerde yaptığı
hizmetin (!!??) karşılığı olan yüzbin dolarını Suriye'den alıp gelirken tüm delilleriyle birlikte suç üstü yapılmıştır.
Bu satırların yazarı bir naçiz kul ve bu aziz ülkenin bir yurttaşı olarak, aklımın
ve hafsalamın almadığı husus; bu kadar düşük ve hattâ eksi sonsuz(- &)larda
olan karakterler nasıl olmuş da devletin en mahrem kuruluşlarında görev almış
ve böylelerini bu göreve kimler getirmiş ?! İnsanların önce iyi ve doğru olduğu
halde pekâlâ sonradan bozulabileceğini bilir ve kabul ederim. Fakat bir devlet
organı ki ; " EN MAHREM " kuruluş ve mensupları en kısa ve en düzenli
periyotlarla testten geçmemiş ve görünen o ki geçmiyor. İşte bunu da hafsalam
almıyor.Bir yurttaş olarak derim ki; bu hatalar , noksanlıklar ve hattâ alçaklıklar zincirinin bütün müsebbipleri dahi en seri ve en adil şekilde yargılanmalıdır.
Ayrıca; devletimiz, şöyle bir silkelenmeli ve kendine getirilmelidir. Yukarıda
zikretmeye çalıştığımız konu, belki en vahimidir.Ve fakat bilebildiğimiz kadarıyla
yakın geçmişte buna yakın vahamette başka vak'lar da olmuştur. Meselâ :
- Kulağına, "....Organizasyonumuzun başarılı olması durumunda senin için
Başbakanlık düşünüyoruz.." diye fısıldanınca sazan misali davete balıklama atlayan ve 2 yılı aşkın süredir de kaçarak yurt dışında yaşayan büyükşehir belediye başkanlığı yapmış şahısa da yakalama emrini ihbar eden ve kaçışına da yardımcı olan kişi de maalesef yine aynı en mahrem kuruluşumuzun hem de en tepe mensuplarından biriydi.
- Yıllarca, " Tayini Çıkmış Albay" kimliği ile ev eşyası taşıyan kamyonlar görünümünde uyuşturucu kaçakçılığı yapan asker,
- Masum insanların evine , " ..Bunlar terör hazırlığı içindeydiler.." demek için silah ve mühimmat bırakmaya çalışan istihbaratçılar,
- ASELSAN'ın devletimizin en hayatî konulardaki projelerini önce geciktirmek ve sonra yok etmek için düşman servislerden rüşvet alan özel görevliler,
- Yüksekova'dan İpsala sınır kapısına kadar resmî konvoyla uyuşturucu kaçıran rütbeli ve üniformalı çete...ve daha sayamayacağımız kadar benzer rezillikler....
Aman Allah'ım, bu ne rezalet...!!! Bu ne kadar kokuşmuşluk ve çürümüşlük. Bir bünye ki; devlet bünyesi bile olsa buna nasıl dayanabilir ?
28 Şubat bu aziz Millete ve bu aziz ülkeye çok pahalıya mâloldu.O zamanki toplam yıllık ihracatımızın 3 katı boyutundaki banka ve şirket hortumlamaları ile yüz milyonlarca dolar kaçırma ve bunu da fakir halka ödetme ahlâksızlığı, toplumu bütün iliklerine kadar pisliğe bulaştırmış ve ahlâk, onurve fazîlet erozyonu korkunç boyutlara ulaşmıştır.
Ve işte bu iğrenç kokular, oralardan sirayet etmiş ve gelmektedir.