Okuma ve kendini geleceğe hazırlama her çocuğun ve gencin özellikle de ailelerinin zorluklar altında gerçekleştirmeye çalıştığı bir süreçtir. Nice başarılı çocuklar ve beyinler keşfedilme ortamı ya da eğitim görme imkânı bulamadan körlenip gitmekte ve hem kendileri hem de ülke için büyük kayıplar yaşanmaktadır.
Türk eğitim sitemi çok haklı eleştirilere muhatap olsa da rekabete ve yarışmaya dayalı bir kurgu ortaya koymuştur. İlköğretimden üniversite mezuniyeti ardından yapılan KPSS sınavına kadar uzanan uzun bir süreçte öğrenciler hep yarışmaya mahkûm edilmiş ve bu konumlarıyla birere yarış atı mesabesine itilmişlerdir.
Türk eğitim sisteminde her defasınca zikredilen ve ezbercilikten uzaklaşılıp “öğrenmeyi öğrenme” şeklinde ifade edilen metotlara geçme hayali bir türlü gerçekleşmediğinden mevcut “yarışma” sistemi içinde başarı arama dalında çocuklarımızın bir şansı ve alternatifi olmamıştır.
Bu sancılı sürecin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan dershaneler, uyguladıkları teknik ve bol bol soru çözme egzersizleriyle yarışan Anadolu çocuklarını da dâhil etmiş ve bu müesseseler vesilesiyle yüz binlerce gencimiz hayal ettikleri üniversiteyi kazanma bahtiyarlığına erişmişlerdir.
Klasik belediyecilik hizmetler yanında sosyal belediyecilik hizmetlerinde de önemli projeleri hayata geçiren Elazığ Belediyesi, internet evi, Kadın Sosyal ve Spor merkezi’nin ardından bu kez de SBS sınavına hazırlanan ancak dershaneye gitme imkânı bulamayan öğrencilerimizin imdadına yetişti.
Dün sayın Valimiz, Milletvekilimiz sayın Şuay Alpay, belediye başkanı Sayın Süleyman Selmanoğlu, Milli Eğitim Müdürü Reşat çetin ve birçok davetlinin katılımıyla açılan Elazığ Belediyesi okuma evi, eğitim alanında bir ilk olması açısından da önem taşıyan çok anlamlı bir hizmet oldu.
Geçmişte birçok garip gurebaya ev sahipliği yapan eski düşkünler yurdu, başta Selmanoğlu’nun talimatı, Belediye İdari İşler Müdürü Sayın Arif Sayın’ın gayretli ve hummalı çalışmalarıyla yepyeni bir görünüme kavuştu. Dört derslikli, idari ve sosyal alanlar, kütüphane ve etüt salonlarıyla artık öğrencilerimizin hizmetinde olacak.
Bu mekânda hizmet edecek olan idealist öğretmenlerin modern eğitim sistemlerini uygulamalarıyla kim bilir kaç çocuğumuz Fen ve Anadolu Lisesi’nin kapısını aralayıp dilediği bir üniversite programına girmeye hak kazanacak. Emeği geçen ve bundan sonra da emeği geçecek olan tüm yetkililere teşekkürler.
****
Elazığ’ın manevi mimarı ve dinamiklerindendi Sadi baba. Ehl-i gönül ve halk adamıydı. Aldığı manevi terbiye ve babası Mehmet Efendinin seyr ü sülük çerçevesinden çevresine faydalı olmaya çalışırdı. İlk kez yine Aksaray Mahallesi’nin önemli şahsiyetlerinden rahmetli Efraim Yıldırım ağabeyin tavassutu ile bir kandil gecesi dergâhına giderek tanıma imkânı bulmuştum. Şahsiyetli ve omurgalı bir fert olmayı, zorluklar, meşakkatler ve iftiralar karşısında bile Yunusca “sövene dilsiz” olmayı, böyle yapılınca daha çok ecir kazanılacağını ifade etmişti. Haset’in taşınması ağır bir yük olduğu ve kendisinde böyle zaafiyetler bulunan insanların ne dünya ne de ahiret saadeti göremeyeceğini iletirdi. Bu konuda verdiği onlarca örnekle çekememezliğin nasıl afatlar getirdiğini anlatırdı.
1990 yıllarda bölgenin manevi Yapısı ve sosyal yapıya etkileri konulu kitap çalışmaları için şehrin manevi dinamikleriyle görüşme programını hazırlayan biri olarak fa araştırmacı-yazar Ruşen Çakır ile birlikte ziyaretlerine gittiğimizde de İslam’ın barış ve huzur dini olduğundan hareketle bölgenin çimentosunun İslam olduğunu ısrarla vurgulamıştı. Sadi baba’nın bu beyanları Ruşen Çakır’ın İslam ve Demokrasi, Ne Şeriat Ne Demokrasi - Refah Partisini Anlamak, Recep Tayyip Erdoğan - Bir Dönüşüm Öyküsü - 1980 Sonrası İslami Hareket” adlı eserlerin oluşmasında önemli rol oynamıştı.
Bizlere hayatın, onurlu yaşamanın ama her halükarda namuslu ve izzetli yaşamanın en büyük hazine olduğunu salık veren Sadi Baba’ya Yüce Allah’tan rahmet, sevenlerine, gönül erenlerine ve tüm Elazığ’a başsağlığı diliyorum.