
Maliye Bakanlığının her ay kendi verilerine dayanarak oluşturduğu ve kamuoyuyla paylaştığı bilgiler var. Bunlardan bir de her şehirden topladığı vergi ve bunun karşılığında başta sağlık, eğitim, ulaşım, tarım, kentsel gelişim gibi farklı alanlarda o şehirde yaptığı harcamalar kalemi. Bütün vergiler maliye bakanlığında toplanıyor ve ihtiyaca ve projelere binaen illere dağıtılıyor. Bakanlık da bu çalışmaları yıllık ve aylık bazda olmak üzere yayınlıyor.
Bu haberlerin Elazığ ile ilgili kısımları aslında lehimize olduğu halde sanki bir eksiklik ve noksanlıkmış gibi sunulmaya devam ediyor. Elazığ’dan toplanan vergilerden katbekat fazla yatırım yapılması “Elazığ’ın iki yakası bir araya gelmiyor” şeklinde yorumlandı hep.
Bu olayın aslında tek sorgulanacak tarafı şehirde üretim, sanayi, tarım ve değişik alanlarda imalat yaparak bunun vergisinin ödenip bu alandaki tahsilâtı artırmak olabilir. Belki bu konudaki eksikliğimiz dile getirilerek yeni teşvik yasası ile getirilen avantajların yansıtılmasını belki sorgulanacak
Şehirde üretilip ya da ticaret yolu ile alım satımı yapılan ürünlerin karşılığı olan ve maliye bakanlığına ödenen vergilerin azlığına karşın devletin bir şehre aldığından çok daha fazlasını yatırım ve destekleme olarak gönderiyorsa, başka bir anlatımla hükümet yeni projeleriyle Elazığ’a yüklü ödenekler gönderiyorsa bunda başta siyasiler olmak üzere herkesin Ankara’nın bu tavrından mutlu olması gerekir.
Maliye Bakanlığı verilerine göre 2012 yılı ocak ayında, 13 ilin bütçesi fazla, 68 ilin bütçesi açık vermiş. En çok bütçe açığı veren iller arasında Elazığ dördüncü olmuş.
Elazığ’da 2012 ocak ayında 56.7 milyon TL vergi tahsil edilirken aynı ay içerisinde 135.6 milyon TL’lik yatırım yapılmış. Kısaca Hükümet Elazığ’dan kazandığından 78.9 milyon TL’lik bir fazla para göndermek suretiyle şehre artı değer katmış
Elazığ, geçtiğimiz yıl içerisinde peş peşe yaşanan depremlerle sarsılmış Van ilinden sonra Diyarbakır ve Erzurum ilinde sonra en büyük desteği ve yatırımı gelirlerine oranla Elazığ’da gerçekleştirmiş. İlginç bir şekilde bu bilgi her yıl yayınlanır ve birileri ısrarla ve inatla bu durumu şehrin büyük kazanımı olarak sunmak yerine ya algılamadaki yanlışlık ya da “Elazığ zaten hep kaybeder” güdülenmesiyle “iki yakası bir araya gelmeyen bir il konumuna itilir.
Oysa iyi ki bu konuda iki yakamız bir araya gelmiyor. Ya hükümet “sizden topladığımız vergi 56 milyon ve biz ancak bu kadar yatırım yaparız” demiş olsaydı. İşte o zaman geriye kalan 79 milyon TL’lik yatırım da bu şehre gelmemiş olacaktı. Eminim birileri de hangi mantıkla bilinmez ama” iki yakamız bir araya geldi” diye mutlu olacaktı.
******
Bu şehrin kalkınması ve hak ettiği yere ulaşması noktasında öğrencilik yıllarından beri kafa yoran ve kendince tespitler yapan biri olarak 1983 yılından beri gerek ulusal gerekse yerel gazetelerde yazı ve yorumlar yapmaktayım. Son yıllarda da yine birçok ulusal gazetede ve internet sitesinde yazı ve yorumlarım yayınlandı. Uzun süreden beri de Günışığı Gazetesi’nde yazıyor, bir süreden beri de ilimizin saygın gazetecileriyle birlikte gündemden öne çıkan konuları Kanal 23 televizyonunda “Medya Analiz” programında kendi bakış ve görüş açılarımızdan yorumlamaya çalışıyoruz. Bu konuda program ekibimize ve şahsıma yönelik hem olumlu hem de olumsuz eleştiriler aldık. Demokratik kültürün gelişmesi açısından her türlü eleştirileri değerli buluyor ve önemsiyorum. Ancak birilerinin anlamsız isteği ve arzusunu yerine getirme adına programdan çekilmem ve ayrılmam söz konusu olamayacağını beni tanıyanlar çok iyi bilir. Sadece bizim değil hiç kimsenin kişisel tercih ve özel hayatına müdahale edilmesine de asla gönlümüz razı olmaz. İsteyen kişi istediği programa çıkar ya da çıkmaz. İstediği kişiyle dost olur ya da olmaz. Bunu, karşıdaki şahısların belirlemeye çalışması kurumun yetki ve salahiyetlerine müdahale boyutunda dayatması 28 Şubat sonrası örneği ilk kez görünen bir vesayet olarak karşımızda durmaktadır.
Öncelikle bilinmelidir ki şimdiye kadar böylesine temelsiz ve anlamsız, yarınlarda izah edilmesi çok da mümkün olmayan bir dayatama karşısında boyun eğmemiz ve geri adım atmamız alsa mümkün değildir. Şehrin çok da yabancı olmadığı bu tür yıldırma ve yıpratma siyasetine bugünlerde muhatap olmamız aslında bizleri daha çok pişirecek ve gelecekle ilgili planlarımızda yol haritamızı belirleyecek önemli bir süreç olacaktır.
Şu bilinmelidir ki bizler kurumsal kimliğe ve hiyerarşiye azami dikkat gösteren bir gelenekten gelmekteyiz. Bugün bizim üzerimizden kurumumuzu ve yöneticilerimizi yıpratmaya yönelik tavırlar bilinmelidir ki yarınlarda başka kulvarlar ve şahıslar üzerinden yürütülecektir. Bizim çok da ekran ve önde olmak diye bir niyetimiz ve merakımızın olmadığını bilen bilir. Değerli gazeteci Ağabeyim Vehbi Coşkun Hocamızın teklifleri ile programa başladık. Şehir için faydalı olduğuna inandığımız bu programdan ancak ve kendimiz ister ve kurumsal çıkar söz konusu olursa affımızı isteriz. Bu konuda bizlerden dolayı değer verdiğimiz şahsiyetlerinin üzülmesini ve kılına zarar gelmesini istemeyiz.
Ne demiş merhum Akif; Yoktur ihtimali terennümün/Ağlarım anlatamam, söylerim dinletemem/ Dili bağlı kalbimin bundan çok bizarım