
Bugününü inşa etmeyi bilmeyenlerin en temel mazeretidir “yarın.” Ve “yarın”cıların en temel özelliği, yaşadıkları anın kıymetini bilmemeleridir. Yapacakları her işte, alacakları her kararda, uygulamayı düşündükleri her alanda başlangıç noktaları “yarındır.” Ve bir türlü gelmez o yarınlar, yeniden inşa etmek için hayatlarını.
Sahi, siz bugüne kadar başarısını “yarın” gerçekleştirmiş bir insan tanıyor musunuz? Mesela bugünün nafakasını “yarın” kazanmış biri var mı çevrenizde? Veya bugün vermesi gereken ödevini “yarın” yapmış bir öğrenci tanıyor musunuz? Bu yazıyı kaleme alan kişi yazısını “yarın” yazmış olabilir mi?
Bu soruları çoğaltmak mümkün bununla birlikte sorulara vereceğimiz cevap malum. Hayır, içimizden hiç kimse “yarını” yaşamadı, yaşamıyor, yaşayamayacak. Özendiğimiz, gıpta ettiğimiz o başarı öykülerinin tamamı “bugün”lerde yazıldı. Onu yazan ve yaşayan kahramanlar “bugün”leri yaşayarak başarılı oldular.
Başarının “yarın”a, “az sonra”ya “hele dur”a tahammülü yok çünkü. Eğer bir şeyler yaparak geleceğimizi kotarmak istiyorsak bunun yeri “bugün” veya “şimdi”dir.
Başarılı insanların en temel özelliğidir “bugün”, hatta bugünün içindeki “şuan”. Onlar yaşadıkları “anın” kıymetini idrak edenlerdir. “Eylem”e geçme en sevdikleri icraattır. Onlar konuşarak laf üretmek yerine “eylem”e geçerek ter atarlar. Lügatlerinde “yarın”ı eyleme geçme zamanı olarak kullanmazlar.
Başarı ve başarısızlık temelde “yarın”ı veya “şimdi”yi kullanmaya bağlıdır. Bu ayrımı fark edenler “bugün” bineğine binip “yarın”larını inşa edenlerdir.