• Dolar
    5.4719
  • Euro
    6.2187
  • G. Altın
    230.24
  • T. Altın
    1558.9
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

‘’ÇANAKKALE SAVAŞLARI”

Gittiler...Geçemediler...Geçemeyecekler...

   Türk Milleti, tarih boyunca kahramanlığıyla destanlar yazmış, her türlü güçlüğü, her hal ve zamanda yenerek bu güne gelmiştir. Bu gün kullandığımız takvimlerin her yaprağı o’nun kahramanlık örnekleriyle süslüdür. 18 Mart tarihi de takvim yapraklarına, Türk’ün vatan aşkı ve büyük kahramanlıklarını belgeleyen bir gün olarak girmiştir.

   Çanakkale Türk ulusunun makus talihini yendiği savaş alanıdır, orası çökmüş denilen bir devletin ölümsüz milletinin dünya’ya var oluşunun haykırdığı yerdir. Çanakkale, saldırgan istilacılara karşı Türk’ün erkekçe yumruğunu vurduğu, çelik zıhlarla iman dolu göğsünü gerdiği, gencecik bir kuşağın kanı ile yıkandığı yerdir. Çanakkale her taşı ve toprağı kanla yoğrulmuş, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin azmi ve cesaretinin gösterildiği yerdir.

   Çanakkale 35 mil uzunluğunda bir boğaz, dünyanın sayılı stratejik önemi olan noktalardan biridir. İstanbul’un dış kapısı sayılan bu boğazı üç dört saatte geçmek mümkündür diye gelen ve namlularını İstanbul’a çevirmek hevesiyle yola çıkan İngiliz ve Fransız donanmasının geçemediği ve denize döküldükleri yerdir.

    Yıl 1915 birinci dünya savaşı başlamış, aylardan ocak İngiliz harp meclisi ve Fransızlar bir plan yapar, buna göre, yeni bir cephe açarak harbi genişleterek Rusya’ya en kısa zamanda yardım yapabilmek.   İstanbul’u ele geçirmek Almanya’nın en önemli müttefiki olan Osmanlı Devletini, harp dışı bırakmak, Türklerin Süveyş bölgesine kuvvet göndermesini engellemek, Balkan devletlerinden Bulgaristan ve Romanya’yı müttefiklerin safına çekmek gerektiği kararlaştırmıştır, ancak bu amaçlara ulaşmanın yolu Çanakkale’den geçiyordu.

   Bu amaçlarını gerçekleştirmek üzere; 16 zırhlı harp gemisi, 4 Kruvazör, 16 Muhrip gemisi, bir Uçak taşıyıcı gemi,6 Denizaltı,21 Mayın tarama gemisi,30 Mayın tarama botu, bir gambot ve çeşitli yardımcı gemilerden oluşan o zamana kadar Dünyada bir harekat için bir araya gelmiş en güçlü armada ile yola çıkar. Hedefleri; Gemilerle boğaza gelip uzaktan bombardımanlarla boğaz dışındaki Orhaniye, Kumkale, Seddülbahir ve Ertuğrul bataryalarını susturmak, Çanakkale ve Kilitbahir hattındaki mayınları taramak ve boğazı geçerek Marmara denizine ulaşmaktı. Düşman böyle bir hazırlık içerisindeyken Türk cephesinde ise durum şöyledir.

   Başkomutanlık emrinde bulunan, Çanakkale Müstahkem Mevzi komutanlığı, boğazı savunmakla görevlendirilmişti. Boğaz savunması, esas olarak karadaki topçu bataryaları ve mayın engellerine dayanmakta, donanma tarafından da desteklenmekteydi. Topçu bataryalarımız orta ve kısa menzilli toplardan oluşturulmuş, Dardanos, Mesudiye, Orhaniye, Ertuğrul, Hamidiye ve Seddülbahir bataryalarıydı.

   Mayınların tesis ve idamesi, Türk deniz Kuvvetlerinin boğaz savunmasında gördüğü hizmetlerin başında gelir. Selanik gemisiyle başlayan mayın dökme işlemi Nusret gemisiyle sona ermiş, 403 mayın ile 12 mayın hattı oluşturulmuştur.

   Düşman deniz harekatına 19 Şubat günü başlamıştır, 25-26 şubat tarihine kadar gemilerin yaptıkları hücumlar tabyalarımızı vurmaya başlamış olup mayın engellerini de etkisiz hale getirmeye çalışmıştır, fakat başarısızlıkları uzadıkça İngilizlerin sinirleri iyice bozulmuştur.

   Almanya dan Edirne’ye oradan da Çanakkale’ye getirilmiş olan 26 mayın 7Mart’ı 8Mart’a bağlayan gece küçük Nusrat’ın güvertesine yüklenmişti. 26 Mayın yüz metre arayla Erenköy bölgesindeki Karanlık Limana dökülmüştür.

   Günlerden 18 Mart’tır düşman gemileri sabahın ilk ışıklarıyla mağrur ve kendinden emin bir şekilde üç hat halinde boğaza doğru ilerler, birinci hatta 4, ikinci hatta 10 İngiliz zıhlısı, üçüncü hatta 4 Fransız zıhlısı bulunmaktadır.

   Bataryalarımız menzile giren gemilere top atışlarına başlamıştır, 2. Tabur 1. Bölükten Mersinli Mustafa oğlu Ramazan;

Dardanos Bataryaları

Bildiğin toprak yığını

Bilmem ki ne’tmeli neylemeli

Ama yok bunun çözümü

Ya onurlu yaşamalı, ya da ölmeli

 

Sende sal mermini Ezineli Yahya Çavuş

Tam göğsüne gemilerin, darmadağın etsin şu adiliği

Kalmadıysa mermin, beni sür namlusuna topun

Çek tetiği, hiç şüphen olmasın, delerim çeliği.

 

2. tabur3. Bölükten Konyalı Arif Oğlu Atilla;

Mesudiye tabyaları

Bildiğin toprak yığını

Sekiz saat oldu, Gemilerden ateş başlayalı

İsterse bin sekiz saat olsun

Çek tetiği bombacı Mehmet

Yanıyorsak onlarda yanmalı

Geçemeyeceklerine inanmalı.

Komutanlarımız dayan diyor, dayanmalı

Varınca sona,

Ölmemişsek hepimiz Düşmemişsek Şehit

Bu tabya bizde kalmalı.

 

   Düşman ilk kayıplarını vermeye başlamıştır, Goulors ve İnfeksıbıl zırhlıları imha edilmiştir, Agamemnon, Lord Nelson, Albion ve Charlemange gemileri de isabet almıştır yinede ilerlemeye devam etmişler, ancak Fransız Bouvet zırhlısı içerisindeki 600 müretabatıyla denizin dibini bulmuştur.

   18 Zırhlı, çok sayıda muhrip ve denizaltıyla yaptıkları taarruz başarısızlıkla sonuçlanmış, ağır hasar almış, 1273 ölü ve çokça yaralıyla geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Düşman donanmalarının çekildiğini bir tepeden seyreden Cevat Paşa ‘’GİTTİLER….GECEMEDİLER…GECEMEYECEKLER’’ demiştir.

   Düşman yalnız deniz harekatı ile Çanakkale boğazının geçilemeyeceğine inanmış, bu nedenle donanmanın geçişine engel olan Türk boğaz tabyalarını ele geçirmek için beraberinde getirdiği, yarım milyon, İngiliz, Fransız, Avustralya ve yeni Zellanda’lı askerlerinden, iki tümen Kaba tepeye, dört tümen Seddülbayır bölgesine bir tabur askeri Kumkale ve bir piyade alayını Kabatepe yerine Arıburnu sahiline 25 Nisan 1915 tarihinde çıkartmış ve artık çetin muharebeler başlamıştır.

   Düşmanı tepelerde sabırla bekleyen Mehmetçiğin cesareti, kahramanlığı ve asaleti bu saldırılarda düşman subaylarında bile hayranlık yaratmıştır.

   Bir Anzak Albayı şöyle anlatıyor; benim bölüğümün tam üstünde bulunan tepeleri savaş gemilerimiz çok korkunç bir top ateşiyle dövüyorlardı, tepelerde taş üstünde taş kalmamıştır kanaatine vardım, tam tepelere tırmanırken yoğun bir piyade ateşiyle karşılaştık ve tepenin gerisine sığındık.

   Bir yandan gemilere çekilmemiz gerektiğini bildirip, diğer yandan siper kazmaya başladık, bu arada ilerdeki bir tepeye gözcüler çıkardım, birinci gözcü keskin nişancılar tarafından vuruldu. Kafasından Vurulan erimizi geri çekmek için gönderdiğim teskerecilere ateş açılmadı, ikinci gözcüde vuruldu onu da geri çekmek için gönderdiğim teskerecilere de ateş açılmadı o zaman ‘’insanlıkla kahramanlığı birleştiren büyük bir Ulusun karşısında olduğumu anladım’’ demiştir.

   Türk kuvvetlerini baskına uğratacağını sanan düşman yanılmıştı sayıca çok üstün olmalarına rağmen kahraman birliklerimizin direncini kıramamıştır. Ancak Conkbayırına yaklaşmışlardır, ayrıca bir anda yarım adanın iki tarafından saldırı başlamıştır, güneydeki birliklerimizin imha edilmesi tehlikesi belirmiştir.           

   Bu esnada 19. İhtiyat Tümen komutanı olan Yarbay Mustafa Kemal Üst komutanlıkla irtibat kuramamaktadır bu anıyı Atatürk hatıralarında şöyle anlatmıştır. Gelen raporlardan, evvelce düşündüğüm gibi düşmanın Anzak Kolordusu ile Arıburnu bölgesine çıkarma yapmakta olduğu anlaşılıyordu.  Bigalı köyünde bulunan 57. Piyade alayını ve dağ bataryasını Koçacimen tepesi istikametine hareket ettirdim,57.Alaydan önce Kocaçimen bölgesine giderken arazinin çok arızalı olmasından ötürü, atları bırakıp yaya olarak Çonkbayırı’na geldiğimizde tesadüf ettiğimiz sahne enteresan bir sahnedir.

   Muharebenin en önemli anlarından biri bence budur, bu sırada Conkbayırı’nın güneyindeki 261 rakımlı tepeden kıyının gözetlenmesi ile görevli müfreze erlerinin Çonkbayırı’na doğru koşmakta olduğunu gördüm bizzat önlerine çıkarak,

_ Niçin kaçıyorsunuz? Dedim

_Efendim düşman! Dediler

_Nerede?

_İşte diyerek 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Hakikaten düşman bir avcı hattı tepeye yaklaşmış serbestçe ilerliyordu, kaçan erlere,

_Düşmandan kaçılmaz dedim

_Cephanemiz kalmadı

_Cephaneniz yoksa süngünüz var dedim. Bağırarak ve süngü taktırarak yere yatırdım. İşte muharebenin kazanıldığı an bu andır, dediği bu durum, düşmana karşı kazanılan bir zaferi simgeliyordu. 19. Tümen komutanı Mustafa Kemal’in 57. Alaya verdiği Taarruz emri de tarihe geçmiştir.

   ‘’ Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum, biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar Geçebilir.’’ Görevinin bilincinde olan Alayın Komutanı ve Sancaktarı dahil tamamı Vatan uğrunda Şehit olmuşlardır. Halen 57. Alayın Sancağı Yeni Zellenda da bir müzede muhafaza edilmektedir.

   Aynı gün düşman yarımadanın güneyini savunmakta olan 26. Alayımızın 3. Taburu üzerine kahredici bir tarzda mermi yağdırmaya başlamıştır. Bu taburun 10.bölüğü üzerine düşman gemilerinden atılan mermi sayısı 4650 dir bu rakam 18 Mart günü Türk zaferi ile sonuçlanan deniz savaşında bütün Türk tabyalarının topçularının kullandığı mermi sayısının iki katından fazladır.

   Bütün savunma tesisleri tahrip olan bu kahraman 10. Bölük yalnız 300 piyade tüfeği ve kasaturasıyla kendisinden on bir misli üstün olan düşman kuvvetlerine 36 saat kritik anlar yaşatmıştır.

   Ezineli Yahya çavuşumuz da ordadır, 67 kişilik takımı ile düşmana adım attırmamıştır, Türk askeri için geri çekilmek ne kelime ölümüne savaşıyorlardı, ta ki takımı tükenene kadar vuruştu tükendi mi sanırlar Yahya çavuşlar tükenmezdi, son eri ölünceye kadar düşmana adım attırmadığı o yerde ki, Anıtın üzerinde şu kıta yazılıdır;

‘’ Bir kahraman takım ve Yahya çavuştular,

   Tam üç Alayla burada gönülden vuruştular.

   Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri,

   Allah’ı arzu ettiler akşama kavuştular,,.      

   Düşman bu bölgede yani Kilitbayır da, Kumkale de, Seddülbahir’de bozguna uğramış 27 Nisan gecesi gemilerine binerek kıyıyı terk etmişlerdir. 18 Mart mağlubiyetinden sonra bir kez daha yenilgiyi tatmıştır. Mağlubiyeti bir türlü kabullenememiş son umut olarak Anafartalar muharebesini başlatmıştır dört gün süren 1. Anafartalar muharebesinde henüz 34 yaşında olan Kurmay Albay Mustafa Kemal’in komutanlığında yine zaferle sonuçlanmıştır. Bu zafer Çanakkale savaşının kaderini tayin etmiştir. Bu Muhabereyi Mustafa Kemal şöyle anlatmaktadır.

   ‘’Karşılıklı siperler arası 8 m yani ölüm muhakkaktı, birinci siperdekilerin hiç biri kurtulamaksızın hepsi düşüyor, ikinci siperdekiler onların yerine geliyor,fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılıkla ve tevekkül ile , biliyorsunuz ölenleri görüyor üç dakikaya kadar öleceğini de biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyorlardı, sarsılmak yok okuma bilenler Kuran-I Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyorlar,bilmeyenler Kelime_i Şahadet getirerek yürüyorlardı,,. İşte bu Türk Askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir, emin olunuz ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.

   Buradan hareketle İstanbul’u alma hayalleri ile gelen, yarı milyon İngiliz, Fransız, Avusturyalı, Yeni Zellendalı, Mehmedin imanlı göğsünde eridiği Çanakkale den ‘’ Hepimizin Mezarı Olacak burası’’ diyerek Gelibolu’yu tamamen terk etmişlerdir.

   8 Ay 14 gün süren Çanakkale Muharebelerinde toplam 900 bin askeri karşı karşıya getirmiş 210 bini Türk olmak üzere toplam 463 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Türk Ordusu bu zaferini dünya tarihine yazdırmıştır, davetsiz olarak topraklarımıza gelmiş olan İngiliz, Fransız, Avusturyalı, Hintli ve İrlandalı askerler aşamadıkları tepelerin eteklerinde sakin sakin uyumakta ve onların biraz yukarısında yeşil çamların gölgesinde yatan şehitlerimiz zamanın sonsuzluğu içinde düşmana vermedikleri Çanakkale Dağlarını hala bekleyip durmaktadır.

 

‘’ Kütüklerindeki son kurşun bitene kadar vuruştular,

   Kurşunlar bitti, süngü taktılar, süngüler kırıldı,

   Dipçikleriyle tırnaklarıyla düşman boğazına atladılar,

   Öldüler, öldürdüler, Düşmana bir karış toprak vermediler

   Ve tarihe eşsiz Türk müdafaasını kaydettiler,,.

 

   Topraklarımızı kanlarıyla vatan yapan ecdadımızla ne kadar öğünsek azdır, bu gün yaşıyorsak onların kahramanlıkları sayesindedir. Bu gün 18 Mart 2019 bu zaferi 104 yıl önce bize yaşatan, başta Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere, tüm Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum, aziz ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun, Çanakkale deki bu kahramanlarımızı unutmayalım unutturmayalım.