• Dolar
    5.9011
  • Euro
    6.6346
  • G. Altın
    254.42
  • T. Altın
    1713.8
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

2019 Yılının Ülkemize, Devletimize ve tüm okurlara sağlık, huzur ve mutluluk getirmesi dileklerimle.

       Atalarımız üç kıtaya binlerce yıllar boyunca, birbirinden farklı, birbirinden güzel ve dünyada çoğu bilinmeyen, muhteşem kültürümüzden kaynaklanan çokça geleneksel el sanatlarının mimarı ve uygulayıcısı olduğunu kanıtlamışlardır. Dünya’ya tanıttığımız bu zengin kültürümüzün emsalsiz örnekleri günümüzde artık çoğu unutulmaya yüz tutmuş olup, uygulayıcı ve yapıcıları da tükenmeye başlamıştır.

      Teknolojinin gelişmesi, yaşam şartlarının değişmesi, yeni nesillerin hayata farklı bakışları, bu el sanatı ürün ve eserlerin yerini, fabrika yapımı sanatsal hiçbir değeri olmayan ürünlere bırakmıştır, oysa el emeği ve göz nuru ile ilmik ilmik işlenen, maharetli meslek guruplarındaki usta zanaatkarların yaratıcılıklarının da katıldığı, ve çeşitli ritüellerle süslenen, isimlendirilen, anlamlaştırılan bu güzelim el sanatları eserleri artık çok nadir olan ve genellikle de baba mesleğini sürdüren kişiler tarafından az sayıda usta tarafından üretilmektedir.

       Bu el sanatları içerisinde önemli bir yeri olan, en eski ve köklülerinden biriside çok kıymetli olan, hayatımızın değişmez bir eşyası olarak halen kullandığımız, analarımızın evlatlarına mutlaka bir tane yaptırarak verdiği yorgan ve onu yapan meslek erbapları yorgancıları hatırlayalım, hatırlatalım !!!

        Yorgan, Türkçe bir kelimedir, kelime anlamı yatarken örtünmeye yarayan, içi pamuk veya yün gibi şeylerle doldurularak didilmiş geniş örtüdür. Bu kelime; Altaycada ‘’Yurkan’’, Kırgız Türkçesinde ‘’Curkan’’, Türkmencede ‘’Yorgan’’, Kıpçak dilinde ‘’Yoğurgan’’, Nogaycada ‘’Yuvırgan’’, Uygur Türkçesinde ise ‘’Yodkan’’ olarak ifade edilmiştir. Kaşgarlı Mahmut bu kelimeyi Yogurkan olarak kullanmış ve şöyle örneklemiştir,’’anıng üze yogurkan aşuldu’’( onun üzerine yorgan örtüldü), ve ya, ‘’yogurkanda artuk adhak kösülse üşiyür’’ (Yorgandan ziyade ayak uzatılırsa üşür)şeklinde yazmıştır.

         Atalarımızın pamuk yetiştirip, bunu hallaç yayı ile atılıp( çırpılıp)yorgan, yastık ve döşek yapımı konusunda oldukça bilgili oldukları bilinmektedir. Yorgan geleneksel halk el sanatı sayılmasının yanı sıra, ekonomik ve sosyal hayatın anı zamanda kültür hayatının içerisinde ayrı bir yere sahiptir. Halk yaşayışının ve düşüncesinin kelimelere dile yansıması sonucu yorgan kelimesi pek çok anonim kaynaklı dil, edebiyat, atasözü, deyim, mani, türkü, dua ve bedduaların içersinde de kendisine yer bulmuştur.

Örneklersek;

Atasözleri;’’ Yorgan gitti kavga bitti,,’’Bitli yorganı kimse üstüne almaz,,’’Ayağını yorganına göre uzat,,

Deyimlerde; ‘’Pire için yorgan yakmak,,’’yorgan döşek yatmak,,’’yorgan kavgası yapmak,,

Dualarda; ‘’Telli yorgan içerisinde yatasın (Evlenesin)

Beddualarda; ‘’Yazın ayrana,Kışın yorgana muhtaç olasın,,

Manilerde;’’Ağaca attım urgan, Dibinde sarı yorgan,O yar benim olursa, Keserim çifte kurban,,

Türkülerde; ‘’Mavi yorgan düreyim, Aç kapıyı gireyim, Her gün gel geç buradan, Yar olduğun bileyim.

        Yorgan dikmek önce evlerde kadınlar tarafından yapılırken, daha sonra erkekler tarafından bir meslek olarak yapılmıştır, Her meslek gurubunun ahilik prensibine göre bir piri vardır, yorgancılığın piri ini ise Evliya çelebi seyahatnamesinde şöyle ifade etmiştir, Peygamber Efendimizin kızlarının çeyizini hazırlayan Kamil Hindi’ dir.

         Anadolu insanı içinde yorgan önemli ve kıymetli olmuştur, evlerde çokça yorgan, yastık ve döşek bulundurulur bunlar yüklük adı verilen dolaplarda üst üste konularak saklanır ve gelen misafirlere kullandırılırdı. Evlerdeki yorgan, yastık ve döşek sayısının çokluğu aynı zamanda bir variyet göstergesi sayılmıştır. Anneler kızları ve oğulları için özel yorganlar sıratır, Sünnetlik ve evlilik çağına gelen çocuklarının çeyizine ziyadesiyle koyarlar. Gurbete gidecekler ise yorgan ve döşeğini sırtına alarak giderlerdi. Çok fazla çeşidinin olduğu bilinmekte ve yapımında kullanılan malzemeye göre de isimler verilmiştir, Atlas Yorgan, İpek Yorgan, Saten yorgan, Diba yorgan, Kutnu Yorgan, Yazlık yorgan, Kışlık yorgan, yün yogan, Pamuklu yorgan, Basma Yorgan, Mitel Yorgan gibi.

YORGANCILIK

        Milletimizin yüz yıllar boyunca yarattığı bildiği, uyguladığı geleneksel el sanatları ve çeşitli

meslekleri, kuşaktan kuşağa aktarıp, yaşatarak günümüze kadar taşımıştır. Bu mesleklerden biriside yorgancılıktır, yorgancılık ustalık, meşakkat, yaratıcılık ve sabır isteyen bir meslek dalıdır. Eskiden her şehirde ve her mahallede çokça icra edilen yorgancılık, 80 li yıllarda elyaftan yapılma uyku seti adı verilen ev tekstili yorganların yapımı ve Kullanımı rağbet görmüş bu meslek dalına da ilgi azalmıştır.

        Yorgan ustaları yanlarına birer çırak alır ona emek vererek kalfalığa taşır yıllar sonrada ustalık verirlerdi veya babadan oğla geçen bir meslek olarak devam edilirdi. Günümüzde artık çırak bulmanın bile zor olduğu, yeni kalfa ve ustaların çıkmayışı yorgancılık mesleğinin bitme noktasına geldiğini göstermektedir.

        Teknoloji gelişti ancak yinede bir avuç usta inatla Milli Kültür Mirası olan yorgancılığı, hüner ve marifetlerini de katarak bir sanat eseri olarak yapmaya devam etmektedirler.

        Yorgancılar genellikle sipariş usulüyle çalışır, ihtiyaç sahiplerinin yorgan üzerine kaplanacak olan kumaş cinsinin, renginin, üzerine işlenecek desenin, tek veya çift kişilik olacağı belirtilir ve içerisinde kullanılacak malzemenin seçimiyle başlar.

        Yorgancı dükkanları diğer dükkanlardan farklı bir görünümdedir, genellikle dükkanın tamamına yakın bir bölümü, yerden 30-40cm yükseklikte tahta bir zemin ve üzeri muşambayla kaplıdır. Bu zemin üzerinde ayakkabılarını çıkararak çalışırlar ve olabildiğince temiz tutarlar.

        Yorgan dikimi için usta önce Hallaç Yayı ile atılmış(Didilmiş-Kabartılmış) yün veya pamuğu, dikdörtgen şeklinde dikilmiş olan, Beyazlatılmış bez veya Mermerşahi’den yapılan torbanın üzerine serdiği, yorgan yüzünü teğeller ve içerisine doldurur. Elindeki 1m uzunluğunda, oklava kalınlığında (ayva ya da kiraz ağacından yapılmış) sopasıyla içerisini düzelterek tamamlar, bu işleme çatma denir.

       Yorganı yere sererek üzerine işleyeceği motifi tebeşirle çizer, bu motifler bitki, hayvan ve  geometrik desenlerden özenle seçilmiştir. Yorgan ustası çömelerek oturur, yorganı dizlerinin üzerine alır, yorgan iğnesi ve orta parmağına taktığı yüksük ( üsküf) ile sabırla işlemeye başlar bu işlemede sırama denir. (Terzi ve yorgancılıkta çalışmaya başlayacak çırakların orta parmağı kıvrılarak birkaç günlüğüne bir iple bağlanırmış sebebi ise bu parmakların yüksük takmaya alışmasıymış).  

         Kullandığı ipliğin yanı yapacağı motiflere göre gümüş simde kullanırlar. Kumaşlar saten veya ipekse renk renktir (mavi, sarı, kırmızı, bordo, yeşil, pembe gibi), Karanfil, zambak, sümbül, lale, menekşe, papatya, beş yapraklı yonca gibi çiçek motifleri, Kuş, Tavus kuşu, kelebek, kırlangıç, arı gibi hayvan motifleri de tercih edilmektedir. Motifler ortadan başlayarak kenarlara kadar devam eder ve köşelerle birleştirilir. Yorgan artık hazırdır dükkan içerisinde askıya uzunlamasına bir süre asılarak kırışıklıklarının düzeltilmesi sağlanır. Tek kişilik bir yorganının ebatları 1.60- 210cm, çift kişilik yorgan ise 1.85-215cm dir.

         Kültürel bir miras olan yorgancılık mesleğinin yaşatılması ve korunmasının sağlanması için, Esnaf ve sanatkarlar odalarının yetkilileri ve Devlet tarafından desteklenmesi, kaliteli ve uygun maliyetli ürün haline getirilerek dış ülkeler için hediyelik eşya olarak pazarlanabilmesi dileklerimle.