• Dolar
    5.7449
  • Euro
    6.3531
  • G. Altın
    270.86
  • T. Altın
    1837.9
Doğukan Ağar

Günümüzde spora maalesef futbol ve bir iki branş dışında önem verilmiyor. Her branş kendi kaderine terkedilmiş içlerinden bir futbol sivrilip kendini kurtarmıştır demek isterdim ama gün geçtikçe kalite düşüyor. Sporseverler izledikleri zaman keyif alacağı farklı spor dalları arar oldu. Bir önceki yazımda bir soru sordum ve dedim ki sporu neden geliştiremiyoruz. Artık eski zaman metotları ile antrenman yaptırılmıyor, teknoloji gelişti yeni teknikler geliştirildi. Başka ülkelere baktığımız zaman şöyle bir durumla karşılaşıyoruz örnek verecek olursam Koreli bir milli takım sporcusu olası bir sakatlık durumunda veya başına başka bir olay geldiği zaman okçuluğu bıraktığı zaman hep arkasında bir yedeği var. Şunu anlatmak istiyorum arkasından gelen sporcu bir önceki sporcuyu aratmıyor ve ondan daha iyi performans gösterebiliyor. Neden? diye sormayacağım. Örnek verdiğim konu üzerinde gidersek Kore’de eğer bir branşa yazıldıysan ve yeteneğin varsa hemen milli takıma almasalar bile milli takım düzeyinde çalıştırırlar. Bunun anlamı şu süreklilik sağlanıyor ve bir fabrika gibi hep sporcu yetişiyor.

Bizim ülkemizde bu sistem uygulanıyor gibi gözükse de neden sporcu geliştirilemiyor?

Birinci öncelliğimiz her zaman ki gibi hatayı sporcuda aramak olacaktır. Elbette antrenör ve ya yöneticiler hatayı kendilerinde aramazlar. İşte bu çok yanlış bir düşünce iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batırmayacaksın. Önce hatayı her birey kendinde arayacak. Herkes cezayı kendine kesecek. Devletimiz bu konuda gerekli adımları atmış. 2011’de kurulan Gençlik ve Spor Bakanlığı ilkesi ve amacı 81 ile ve ilçelerine dağılıp sporcuyu bulup yetiştirmeyi hedeflemiştir. Ancak şöyle bir problem var antrenör eksikliği. Sporcu ne kadar bulunsa da başında olan onu eğiten insanlar bazen bilgi ve donanım eksikliğinden dolayı sporcuyu kaybediyor ve belki de geleceğin yıldızları parlamadan sönüp gidiyor.

Gençlik sporlarda ne gibi önlemler alınırsa bunu önüne geçilebilir?

Teori üretmek kolaydır. Herkes kendince bir fikir üretebilir. Başka yenilikçi ve akılcı fikirlere de her zaman açığım. Açmak istediğim bir konu var. Her aile çocuğu iyi okusun yetişsin diye çocuğu iyi bir öğretmen arar ve onun sınıfında okusun diye çaba sarf eder. Buradan yola çıkarsak her aile çocuğunu iyi bir antrenöre teslim etmek istemez mi? Evet ister. Çocuk eğitmek ne kadar kolay gözükse de her zaman en zor görevdir. Ağaç yaş iken eğilir. Sonuçlarını az çok tahmin edebiliyoruz ama buna değinmeyeceğim. Anayasa ne diyor; gençliği koru ve sporcuyu geliştir. Bakın bu çok önemli birileri bizi düşünmüş spora ve gençlere önem vermiş. Bu çok önemli bir konu ve çok kolay bir çözümü var bence. Şöyle, Gençlik Spor Bakanlığı yapacağı alımlarda şu hususları değerlendirecek olursak;

  1. Antrenörlerin 10 yıllık sporcu geçmişi olması,
  2. Alınacak branşlara göre özel yetenek sınavı yapılması,
  3. Sözleşmeli olarak işe başladıkları takdirde ilk 5 yıl devlete en az 1 tane milli sporcu yetiştirmesi zorunluluğu,
  4. Antrenörler sözleşmeli alınıp yetiştirdikleri sporcu sayısı ve elde ettikleri başarılarına göre kadro ile ödüllendirilmesi.

Bazı kesimlerce bu konu hoşnut karşılanmayabilir ama ve lakin biz sporcu yetişsin istiyorsak biraz bu konuda acımasız olmamız lazım. Bizi devşirme sporcular değil, Türk sporcular kurtaracak. Biz onları yeterli imkânları sunarsak Türk bayrağını her uluslararası platformda dalgalandığını göreceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Bütün ümidim gençliktedir.”                       Sonraki yazımda görüşmek üzere.