İsviçre’de banka kasalarında olduğu iddia edilen ve Osmanlı dönemine ait olduğu öne sürülen büyük miktarda altın ve değerli eşya mirasıyla ilgili hukuki süreç devam ederken, aile avukatı varlıkların iadesi için uluslararası hukuk ve diplomatik girişim çağrısında bulundu. Banka tarafı ise zamanaşımı savunması yapıyor. Soruşturma ve hukuki tartışmalar sürüyor.
Avukat Talip Ersöz, müvekkili Sait Ali Bayrak adına yaptığı açıklamada, aileye ait olduğu öne sürülen ve İsviçre’de banka kasalarında bulunduğu iddia edilen değerli varlıklarla ilgili hukuki sürecin sürdüğünü açıkladı. Açıklamada, varlıkların 12 Eylül 1980 askeri darbe süreci öncesinde Hasan Bayrak tarafından İsviçre’de muhafaza altına alındığı ve güncel değerinin milyarlarca doları bulduğu ileri sürüldü.
Avukat Ersöz, İsviçre makamları ve banka tarafının “10 yıllık zamanaşımı” savunmasını ileri sürdüğünü, ancak kiralık kasa ilişkisinin bir saklama sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve fiziki varlıkların zamanaşımına tabi olmayacağını savundu. Açıklamada ayrıca, banka tarafından hesap cüzdanı ve bazı belgelerin iade edilmediği iddia edilerek bunun “hukuka aykırı bir alıkoyma” olduğu öne sürüldü.
Müvekkil tarafı, söz konusu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1 No’lu Protokolü kapsamında mülkiyet hakkı ihlali oluşturduğunu ve adil yargılanma ilkeleriyle çeliştiğini ileri sürdü. Bankaların “uyum” süreçlerinin miras haklarını engelleyemeyeceği savunuldu.
Taraflar, Türkiye Cumhuriyeti’nin “diplomatik koruma” mekanizmasını devreye alması gerektiğini belirterek, konunun devletler arası düzeyde ele alınması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca, varlıkların Türkiye’ye iadesi yönünde hukuki ve diplomatik girişimlerin sürdüğü ifade edildi.
Avukat Ersöz, çok sayıda meslektaşıyla birlikte sürecin takipçisi olacaklarını belirterek, söz konusu varlıkların aileye iadesi ve Türkiye’ye getirilmesi için hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.





