CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan son gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Parti içindeki ayrılıkların kimseye fayda sağlamayacağını belirten Erol, sürecin suçlayıcı bir dille değil, sağduyu ve uzlaşıyla yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Partiden ayrılan isimleri eleştirmediğini ifade eden Erol, siyasetin herkesin özgür iradesiyle yaptığı bir tercih olduğunu belirterek, ayrılan isimlere emeklerinden dolayı teşekkür ettiğini, partide kalmayı tercih edenlere de sorumluluk gösterdikleri için ayrıca teşekkür ettiğini dile getirdi.

Sürecin kriz ve kaosa dönüştüğünü belirten Erol, “Birbirimizi suçlayarak değil, yeniden bir araya gelmenin yollarını arayarak hareket etmeliyiz.” dedi.

Türkiye siyasetinde geçmişte yaşanan bölünmelerin seçim kayıplarına neden olduğunu hatırlatan Erol, Muharrem İnce, Mustafa Sarıgül ile geçmişte CHP-SHP ayrışmalarını örnek göstererek, 1994 Ankara Büyükşehir Belediye seçimlerinde solun bölünmesi nedeniyle seçimin kaybedildiğini söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi ile yeni kurulan partinin yeniden ortak hareket etmesi gerektiğini savunan Erol, bunun tam birleşme ya da seçim ittifakı şeklinde olabileceğini ifade etti. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde ortak aday ve ortak liste seçeneklerinin değerlendirilebileceğini belirten Erol, “Bizim mücadelemiz iki yapının yeniden birlikte hareket etmesini sağlamaktır.” diye konuştu.

 

Siyaseti makam ve koltuk için yapmadığını vurgulayan Gürsel Erol, bugüne kadar hiçbir genel başkana biat etmediğini, gerektiğinde genel başkanlara karşı da aday olduğunu hatırlatarak, “Eğer siyaset koltuk için yapılıyorsa ben çekilirim, koltuğu da başkasına bırakırım.” ifadelerini kullandı.

Milletvekilliği maaşını yıllardır öğrencilere burs, spor kulüplerine destek ve ihtiyaç sahiplerine yardım amacıyla kullandığını söyleyen Erol, siyasette önemli olanın makam değil geride bırakılan iz olduğunu belirtti.

Elazığ’ın dik duran, bağımsız siyasetçileri sevdiğini ifade eden Erol, hiçbir zaman yeniden aday gösterilme veya listeye girme kaygısıyla hareket etmediğini söyledi. “Benim güvencem genel başkanlar değil, Elazığ halkıdır.” diyen Erol, doğru bildiğini söylemekten hiçbir zaman çekinmediğini vurguladı.

Devletin her şeyden önce geldiğini ifade eden Erol, NATO Zirvesi sürecinde de bunu açıkça dile getirdiğini belirterek, “Benim birinci önceliğim devlettir. Devlet varsa güvenlik vardır, özgürlük vardır. Siyasi geleceğimden önce devletin geleceğini düşünürüm.” değerlendirmesinde bulundu.

Elazığ’ın uzun yıllardır bakan çıkaramadığını hatırlatan Erol, kendisinin görevinin sadece milletvekilliği yapmak değil, Elazığ’ın adını Türkiye gündeminde görünür kılmak olduğunu belirtti. Genel başkanlık tartışmalarında isminin yoğun şekilde konuşulduğunu ifade eden Erol, bunun hem Elazığ adına önemli bir gelişme olduğunu hem de siyasi saldırıları beraberinde getirdiğini söyledi.

Son dönemde kendisi hakkında ortaya atılan iddialarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Erol, tüm iddiaları yargıya taşıdığını belirterek, “Vicdanen de hukuken de kendimizden eminiz. Bütün iddialar araştırılsın istiyoruz.” dedi. Sürecin organize şekilde yürütüldüğünü düşündüğünü ifade eden Erol, hukukun vereceği karara güvendiğini kaydetti.

“UZLAŞMA FORMÜLÜNÜ BEN GÜNDEME GETİRDİM”

Mutlak butlan kararının ardından Özgür Özel’in bazı milletvekilleriyle özel görüşmeler gerçekleştirdiğini belirten Erol, daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu ile de temas kurduklarını söyledi.

Partinin bölünmesini önlemek amacıyla bir uzlaşma önerisi hazırladıklarını ifade eden Erol, önerinin kendi girişimiyle şekillendiğini belirterek, “Amacımız Cumhuriyet Halk Partisi’nin zarar görmesini engellemekti.” dedi.

KILIÇDAROĞLU’NA SUNULAN YOL HARİTASI

Hazırladıkları öneriyi Kemal Kılıçdaroğlu’na ilettiklerini anlatan Erol, seçim sürecine kadar Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olarak görevini sürdürmesi, siyasi saha çalışmalarının ise Özgür Özel tarafından yürütülmesi yönünde bir model sunduklarını söyledi.

Erol, ayrıca iki tarafın uzlaşacağı ortak bir Merkez Yönetim Kurulu oluşturulması, milletvekili adaylarının ortak mutabakatla belirlenmesi ve seçim sürecinin birlikte yönetilmesini önerdiklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu’nun bu öneriyi olumlu karşıladığını belirten Erol, hazırlanan uzlaşma paketinin daha sonra Özgür Özel’e de iletildiğini kaydetti.

“CHP’NİN BÖLÜNMESİNİ BÜYÜK RİSK OLARAK GÖRDÜM”

Özgür Özel ile yaptıkları görüşmede de aynı hassasiyeti dile getirdiğini ifade eden Erol, CHP’nin bölünmesinin geçmişte olduğu gibi muhalefete büyük zarar vereceğini söyledi.

 

Türkiye siyasetinde daha önce yaşanan ayrılıkların seçim sonuçlarına olumsuz yansıdığını hatırlatan Erol, bu nedenle herkesin kişisel hedeflerini değil partinin geleceğini düşünmesi gerektiğini belirtti.

“BEN NE KEMALCİYİM NE ÖZGÜRCÜ, BEN CHP’LİYİM”

Süreç boyunca her iki tarafla da görüşmesinin farklı yorumlandığını belirten Erol, kendisini herhangi bir ismin değil Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekili olarak gördüğünü söyledi.

Genel başkanların gelip geçici olduğunu ifade eden Erol, kalıcı olanın CHP’nin kurumsal kimliği olduğunu belirterek, tüm çabalarının partinin birlik ve bütünlüğünü korumaya yönelik olduğunu dile getirdi.

“SİYASETİN DİLİ DEĞİŞMELİ”

Sadece CHP’nin değil, partiden ayrılanların da kullandığı siyasi dili değiştirmesi gerektiğini ifade eden Erol, devlet karşıtı söylemlerle iktidar olunamayacağını söyledi.

Muhalefetin devleti yönetmeye talip olan bir anlayış ortaya koyması gerektiğini belirten Erol, hükümetle hizmet yarışına girilmesi gerektiğini, sert ve kutuplaştırıcı söylemlerin ise Türkiye’ye fayda sağlamayacağını ifade etti.

“TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ MİLLİ GÜVENLİKTİR”

Dünyada yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten Erol, Ukrayna-Rusya Savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve bölgesel güvenlik risklerinin ön plana çıktığını söyledi.

 

Türkiye’nin en önemli meselesinin yalnızca ekonomi olmadığını ifade eden Erol, milli güvenliğin her şeyin önünde geldiğini belirterek, gerektiğinde siyasi partilerin ortak akılla hareket edebileceği geniş tabanlı bir uzlaşma modelinin dahi değerlendirilebileceğini söyledi.

“TOPLUM DEVLETİ YÖNETEBİLECEK KADROLARI GÖRMEK İSTİYOR”

Muhalefetin en önemli eksiklerinden birinin topluma güven verecek yönetim kadrolarını yeterince hissettirememesi olduğunu belirten Erol, vatandaşların yalnızca miting kalabalıklarına bakarak değil, devleti kimin yönetebileceğine inanıyorsa ona oy verdiğini ifade etti.

Muharrem İnce’nin 2018 seçim kampanyasını örnek gösteren Erol, büyük mitinglerin tek başına seçim kazandırmadığını, seçmenin sandıkta devlet yönetme kapasitesini esas aldığını söyledi.

“KRİZİ KANGRENE DÖNÜŞTÜRMEMELİYİZ”

Açıklamalarının sonunda tüm taraflara sağduyu çağrısında bulunan Erol, yaşanan krizin daha fazla derinleşmemesi gerektiğini belirtti.

Siyasette dostluk, vefa ve nezaketin korunmasının önemine dikkat çeken Erol, “Bugün farklı düşünebiliriz ancak yarın yine aynı ülke için birlikte çalışacağız. Bu nedenle birbirimizi kırmadan, saygıyı kaybetmeden siyaset yapmalıyız.” ifadelerini kullandı.